|
|
|
|
 |
|
Fıkralar |
|
Ağanın Ayrıcalığı
Kurt borsacı genç borsacıyı yanına almış, işin inceliklerini anlatıyor. Bütün önemli konular gibi, bu konu da parkta
yürüyüş yaparken konuşuluyor.
Yaşlı kurt anlatıyor:
- Durumu değerlendirirken, kafanda ne kadar risk karşısında ne kazanıyorum hesaplarını İyi yapacaksın... Mesela bak şuraya bir köpek pislemiş, normalde iğrenç ama sana "parmağını değdir ve yala, karşılığında bir milyar veririm" dediğimde bir fırsat şekline dönüşür değil mi?
- Elbette.
- Haydi bakalım, bir milyar veriyorum parmağını değdir ve yala.
Genç denileni yapar, ihtiyar kurtun anında saydığı bir milyarı cebe atar, yürüyüş devam eder.
- Peki ben size bir milyarınızı geri almanız için şu köpek pisliğine parmağınızı değdirip yalamanızı söylesem...
Yaşlı kurt hemen yapar ve bir milyarı geri alır.
Yan yana yürümeye devam ederler...
Genç:
- Ceplerimizdeki para aynı, ikimizin de ağzında köpek pisliği tadı var.
Ne fark etti?
Yaşlı kurt:
- Öyle deme; iki milyarlık işlem hacmi yarattık!
Ağanın Ayrıcalığı
Irgat koşa koşa ağasının yanına gelir;
-Ağam akşam rüyamda seni gördüm
-Hayırdır len nasıl gördün?
-İkimizde aynı uçakta seyahat ediyorduk.
-Eeee
-Sonra uçak arıza yaptı ve düştü.
-Hayırdır inşallah,ne oldu sonra?
-Ben bok çukuruna, sen de bal çukuruna düştün.
-Olacak di mi o kadar fark. Ağalığım rüyada bile belli olmuş.
-Sonra birbirimizi yalaya yalaya temizledik.
Kolkola
Hayvanat bahçesinde iki ahtapot kollarını birbirine sarmış dolaşıyorlardı.Erkek ahtapot eğildi hafif bir sesle dişi ahtapotun kulağına fısıldadı:
-Ne güzel bir gece değil mi sevgilim?...Mehtap,yıldızlar,sen,ben...Ve bu güzel gecede seninle ikimiz böyle kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola dolaşıyoruz...
Renk insanı değiştirir
Amerika'da bir fuar açılmıştı. Fuarda zencileri beyaza dönüştüren
bir makine tanıtılıyordu. Denemek 10 dolardı. iki zenci fuarı
gezerken bu makineyi gördüler ve denemeye karar verdiler. Birinin
11 doları diğerinin ise 9 doları vardı. 9 doları olan arkadaşına
dönüp
-Sen 1 dolarını bana ver. Gidip birlikte beyaz olalım. dedi.
Arkadaşı ise :
-Dur! Önce ben gireyim, deneyeyim. Eğer memnun kalırsam sana 1
dolarımı veririm. Sen de beyaz olursun. dedi.
Anlaştılar. Zenci gidip makineye girdi ve bir süre sonra beyaz
olarak çıktı. Dışarıda kalan zenci duruma çok sevinmiş olarak
arkadaşının yanına gidip :
-Hadi dedi. 1 doları ver ben de beyaz olayım.
-Hadi oradan pis zenci!
Topun Hacmi
Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir mühendise bir kırmızı top verip
bunun hacmini nasıl bulacaklarını sormuşlar. Matematikçi, bir mezura ile
etrafını ölçüp formülle yarıçapını hesapladıktan sonra diğer bir
formülle yarıçapından hacmini bulacağını söylemiş. Fizikçi ise topu suya
batırıp yer değiştiren suyun hacmini ölçerek topun hacmini
bulabileceğini söylemiş. Top son olarak mühendisin eline verilmiş,
mühendis topu şöyle biraz çevirip bakmış ve sonra:
"Bana kırmızı toplar kataloğunu bulun"
Teknoloji
Bir Türk, Japon arkadaşının daveti üzerine Japonya'ya gidiyor.
Birkaç gün gezdikten sonra arkadaşı onu çalıştığı fabrikaya
götürüyor. Teknoloji muazzam. "Bak !", diyor Japon : "Burada robot
yapıyoruz. Şu Robotlar öğle yemeğini hazırlar ve getirir. Şunlar
bebek bakar. Şunlar araba bile kullanır." Bizim Türk vatandaşı
hayretler içinde kalır. Dolastıkça gözleri fal taşı gibi açılır.
Japonya'dan ayrılırken arkadaşı Türkiye'ye mutlaka gelmek ve
teknolojisini görmek istediğini söyler. Ve o gün gelir. Fakat
bizim Türk nereyi gezdireceğini bir türlü bilemez. Düşünür ne
göstermelide altında kalmamalı Japonyada gördüklerinin.
Aklına hamam gelir. Japon ne anlar Türk Hamamından. Alır götürür.
Japona ilginç gelir: "Ne oluyor burada?" "Biz burada insan
yapıyoruz." " Sahi mi?" der Japon. Bir odanın kapısını açarlar.
İçeride tellak bir adamın kolunu ovmaktadır. "Bak der bizimki,
burada kollar monte ediliyor." " Bir başka odada bacak ovulmaktadır.
"Buradada bacaklar takılıyor." Japon bu sefer hayrette. Diğer
odanın kapısını açarlar. İçeride bir kadının üstünde bir erkek
iş üstünde. Japon sorar : "Peki burada ne oluyor." "Burada montaj
bitmiş delikler açılıyor."
Emektar
Adamın biri sabah uyanınca o gün 90 yaşında olduğunu hatırlamış. Yavaş yavaş yataktan kalkarken
gözü ayaklarına ilişmiş "sevgili ayaklarım" demiş, "Bugün 90 yaşına girdik. Bu kadar sene
beni istediğim yere götürdüğünüz, bu yaşıma sizinle girdiğim için bahtiyarım, sizlere çok
teşekkür ederim, nice seneler dilerim."
Sonra dizlerine dikkat etmiş "Sevgili dizlerim, bugün 90 yaşına girdik. Bu kadar sene beni
taşıdınız,"bükül" dedim büküldünüz, çömel dedim çömeldiniz, bu yaşıma sizinle girdiğim için
şükür ediyorum. Sizlere çok teşekkür ederim, nice seneler dilerim"
Sonra gözü biraz daha yukarı kaymış "Eee emektar" demiş "Eğer sende yaşasaydın bu günümüzü
birlikte kutlayacaktık."
Sinekler
Dokuz yaşındaki oğlan cocuğu elinde raket, gözünü pencere camına konmuş çiftleşmekte olan sineklere
dikmis..
- "Anneee!!" diye cağırmış.. "Sineklerin erkeği olur mu?"
Anne bu masum sorudan kuskulanmadığı için "Olur yavrum.." cevabını verince, oğlan sorusunu ikilemiş
- "Peki sineğin dişisi olur mu?"
Kadın o zaman soruların çetrefilli bir yere gideceğini sezip, yan
çizmiş
- "Olmaz evladım.."
Oğlan aradığı cevapları alınca elindeki raketi hırsla sineklerin
çzerine yapıştırmış.
"İbneler!"
Haremağasının İntikamı
Ahmed sarayın hizmetkarlarından biri.. Yıllardır Kraliçeyi görür ve onun göğüslerine hayran olurmuş..
Artık bir saplantı halini almış Kraliçenin göğüslerine dokunmak, öpmek.. Tüm cesaretini toplayıp
haremağasına açılmış..
"Bana sultanın memelerini koklat.. Ömür boyu biriktirdiğim bin altın senin" demiş..
Harem ağasının aklı yatmıs bu karlı işe..
Kenar mahallelerde tanıdığı bir simyacı, büyücü karşımı bir kadın varmış.. Ona gidip bir losyon
hazırlatmış ve bu losyonu, sultanın o gün banyodan sonra giyeceği korsaya iyice sürmüş..
Sultan çıplak tenine korsayı takınca, losyon etkisini hemen göstermiş. Memeleri yangın yeri gibi
yanmaya başlamış.. Saray doktorları merhemlerle, ilaçlarla çare bulamamışlar.. Sultan acıdan,
kaşıntıdan, yanmadan ölecek..
Harem ağası ortaya çıkmış ve padişaha "Saray hizmetkarlarından Ahmet, derdinize derman olabilir.
Onun salyası, herşeye iyi geliyor. Tek çare, Ahmed'in dili.. Kraliçemizi ancak o kurtarır,
eğer izin verirseniz" demiş.. Padişah çaresiz çağırmış Ahmed'i hareme.. Ahmed bir saate yakın
sultanla yalnız kalıp muradına ermiş... Ne var ki söz verdiği halde 1000 altını harem ağasına
vermeye yanaşmamış.. "Bu olayı açıklarsan ikimizin de kellesi gider. Bunu göze alamazsın.. Hadi bakalım,
çek arabanı" demiş, haremağasına..
Çok kızmış harem ağası.. Öyle kızmış ki.. Ertesi gün aynı yakıcı losyonu padişahın, banyodan sonra giyeceği donuna iki kat sürmüş..
Güvenilmez
Adamın biri gazetedeki iş ilanı üzerine gelmiş ve sırası gelince görüşmeye
girmiş.
İş ilanında üniversite mezunu, iyi fransızca konuşan, pazarlama konusunda
tecrübeli bir yönetici arandığı yazıyormuş.
- Hoşgeldiniz, hemen başlayalım. Hangi üniversite mezunusunuz?
- Üniversite mezunu değilim.
- Öyle mi? O zaman yabancı dilinize güveniyor olmalısınız.
- Yabancı dil bilmem.
- Demek bilmiyorsunuz. O zaman tecrübenize güvenerek geldiniz.
- Pazarlama konusundan anlamam.
- O zaman niye geldiniz canım kardeşim ?
- Bu işte bana güvenmeyin. Onu demeye geldim.
Penguenler
Alaska'da bir bardan içeri iki İngiliz girmişler ve içki söylemişler. Bir
süre sonra bir tanesi barmene
- Buralarda siyah kadın bulunur mu ?
- Hayır, bulunmaz elbet.
- Peki buralarda siyah beyaz kadın bulunur mu ?
- Bulunmaz tabi
Bunun üzerine Laz arkadaşına dönerek :
- Sanırım dün gece iki penguenleydik.
Mezarlık?
İki kişi arkadaşı konuşuyorlarmış :
- Nasıl, iş bulabildin mi ?
- Elbette, altımda 1500 kişi çalışıyor.
- Vay canına ! Ne işi bu ?
- Mezarlık bekçisiyim.
Sizin Kızdan Ne Haber?
İki aile varmış ve her iki ailenin de birer kız çocuğu varmış. Birgün misafirlikte sohbete baslamışlar;
-Eee sizin kızdan ne haber?..
-Valla işte ne olsun biliyorsunuz işe girdi geçen sene. Başını kaşıyacak vakti yok. İlk başlarda
geceleri fazla mesai yapıyordu. Sonra hafta sonları da çalışmaya başladı. Patronu çok sevmiş her işi
ona veriyormus. Derken Ankara seyahatleri başladı. Bizimki çanta sekreter gibi patron nereye o oraya.
Sonra Paris seyahatleri filan en sonundabu iş böyle olmayack dediler, patronu ev tuttu.
Deli gibi çalışıyor evladım. Ee, peki sizinki ne alemde?
-Valla bizimki orospu oldu, ben sizin kadar güzel anlatamıyorum...
Cennet-Cehennem Ligi
Bir devrin tüm en klas futbolcuları cennette toplanmışlar. Cennetin baş meleğide futbola çok
meraklıymış. Şeytanı çağırtmış ve :
-Cennetle cehennem arasında bir maç düzenleyelim ne dersin?
-Bosuna oynamayalım, biz kazanırız, demiş şeytan.
-Olur mu en iyi futbolcular bizde. Ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde. Şeytan şeytanca gülümsemis ve :
-Ama bütün hakemler de bizde.
Müsrif
Salamon be! Benim hanım çok müsrif, para yetişmiyor. İnanamazsın, Pazar günü benden 200 frank istedi,
Pazartesi 300, Salı 400, Çarşamba 500, Perşembe 800, dün de 1000 frank!..
- Acıdım sana be Mison. Nereye harcıyor bu kadar parayı?
- Ne bileyim ben, verdiğim yok ki...
Bizi de Uyandırır mısınız?
Adam otele gelip resepsiyona kaydını yaptırırken görevli sordu :
- Sabah sizi kaçta uyandırmamızıi istersiniz? Adam başını salladı :
- Hiç gereği yok. Ben her sabah saat beşte kendim uyanırım. Resepsiyonda ki görevlinin yüzü güldü :
- Aman ne iyi. Lütfen uyandığınız zaman bizi de uyandırır mısınız?..
İran Halısı
Kadının biri pahalı halılar satan bir dükkana girer..
ve ilk bakışta çok beğendiği bir iran halısına
doğru yönelir. Halıya daha yakından bakmak üzere yere doğru
eğildiğinde istemeyek sesli bir şekilde gaz kaçırınca çok utanır ve hemen
kimse duydumu diye etrafına bakınır ve arkasında duran satıcıyı görünce konuyu unutturmak
için aceleyle adama
-Bu İran halısı kaç para? diye sorar. Satıcı gayet pişkin şöyle yanıt verir.
- Valla hanımefendi, halıya sadece bakmakla osurduğuna göre fiyatını duysan zıçarsın.
Masum Şeytan
Bir gün şeytan büyük bahçeli koskoca bir malikaneye girmiş. Merdivenleri çıkmış. Bir kuzu görmüş.
Kuzunun boynunda bir ip varmış. Şeytan ipi çıkarmadan sadece biraz gevşetmiş. Kuzu malikenenin önünde bulunan aynayı
görmüş. Şaşırınca bir hamle yapıp aynayı kırmış. Çıkan gürültüye evin hizmetçisi gelmiş. Sen naaptın? ben şimdi burayı
nasıl temizliycem. Evin beyi bunu duyunca kesin beni kovar demiş ve kuzuya bir tekme atmış.
Kuzu merdivenlerden düşünce ip yetmemiş ve kuzunun boynunu kesip onu öldürmüş. Bu sırada evin uşağı gelmiş.
Neler olduğunu sormuş. Kadın anlatınca bunu nasıl yaparsın. Bey şimdi ikimizi de kovucak.
O kuzu onun için çok değerliydi demiş. Ve hafifçe kadını itmiş. Kadın dengesini kaybetmiş ve merdivenlerden düşüp
boynunu kırmış. Sesi duyunca evin hanımı gelmiş. Olanları öğrenince sinirlenmiş. Tam uşağı dövmek için uşağa yaklaşırken
uşak lütfen beni bağışlayın ve beni kovmayın diyerek diz çökmüş.
Uşağın üstüne hızla gelen kadın ise ona çarpıp merdivenlerden yuvarlanmış ve ölmüş. Evin beyi gelip de olanları
dinleyince belinden silah çekip uşağı vurmuş. Sonra kendi kendine eyvah ben ne yaptım? bir kuzu, aynanın kırılması ve
sevmediğim karım için elimi kana bulamaya, katil olmaya değermiydi? demiş ve silahı çekip bir kurşunda kendine sıkmış.
Bütün bu olanları bir kenardan izleyen şeytansa sırıtarak "Ben hiç bişey yapmadım ki. Sadece acıyarak kuzunun boynundaki
ipi gevşettim, o kadar..." demiş...
Alış-Veriş
Eski İstanbul'da bir yaptığı veresiye alış verişlerde pek borcunu ödemeyen bir memur varmış. Bir gün bir alışverişteyken çarşıyı denetleyen belediye başkanı adı Mehmet olan bu adama da hal hatır sormuş:
- Ooo Mehmet Efendi nasılsın?
- İyi alış veriş yapıyorum. Bu cevap üzerine ağzı Mehmet Efendi'den yanan dükkan sahibi hemen atılmış:
-Vallahi efendim şu ana kadar yalnızca aldı. Çok şükür daha bir şey verdiğini pek görmedik.
İddia
Nasreddin Hoca, bir gün eşeğiyle odun getirir. Hava da cok sıcak olduğundan hem kendisi hem eseği kan ter içinde
kalırlar. Hoca odunları indirir, yerleştirir.
Karısına:
- Hatun, eşek cok yoruldu, onu bir yemleyiver, diye seslenir.
Karısıda o gün yorgun olduğundan:
- Efendi, benim işim var, sen yemleyiver, der.
Hoca sıcaktan iyice bunalmış vaziyette kendini minderin üzerine atar.
- Olmaz! Hiç halim yok, veremem, sen ver der.
Eşeğin yemini sen vereceksin ben vereceğim derken iş kızışır. Epeyce tartışırlar.
En sonunda Hoca:
- Pekala! Öyleyse aramızda bahse tutuşalım. Kim önce konuşursa eşeğe o yem versin. Anlaştık mı? der.
Karısı teklifi kabul eder. İkisi de birer köşeye çekilirler.
Az sonra kadın, el işini alarak komşuya gider. Hoca birşey diyemez.
Aradan biraz zaman geçer. Eve bir hırsız girer. Hoca'yı görünce kaçacak olur. Ama Hoca'dan hiç
ses ve tepki gelmediğini anlayınca kaçmaktan vazgeçer.
Ortalıkta ne var ne yoksa koca bir çuvala doldurur. Hoca'nın gözleri önünde çuvalı yüklenerek evden çıkar.
Karısı epey zaman sonra eve girip evin halini görür. Eşyaların yerinde yeller esmektedir. Telaşla:
- Bu ne hal? Efendi! diye çiğlik atar.
Hoca yattığı yerden doğrularak:
- Haydi bakalım Hatun, bahsi kaybettin. Eşeğin yemini sen vereceksin! der.
Mutlu Bebek
İki gey birlikte yaşamaktadır. Her şey çok iyi gitmekte oldukça iyi geçinmektedirler. Sonunda evlenmeye karar verirler. Evlilikleride oldukça mutludur ancak tek bir dertleri vardır oda çocuk sahibi olamamak. Bu onları yiyip bitirmektedir. Birgün akıllarına bir fikir gelir kiralık bir anne bulacaklar spermlerini birleştirerek mikroenjeksiyon yöntemi ile hamile bırakacaklardır. Operasyon gerçekleşir ve bebeklerinin doğumunu beklemeye başlarlar. Doğum günü gelmiştir ve her ikiside heyecanla hastane koridorunda beklemektedir. Sonunda hemşire gelir ve
-"müjde nur topu gibi bir oğlunuz oldu" diyerek mutlu haberi verir. Çok heyecanlanan gey ler bir an önce bebeklerini görmek isterler ve yeni doğan bebeklerin olduğu bölüme hemşire ile birlikte giderler. Fakat bütün bebekler feryat figan ağlamakta ancak bir bebek mutluluktan uçarcasına gülücükler atmaktadır. Heyecanla hemşireye bebeklerinin hangisi olduğunu sorduklarında hemşire
- "gülen bebek sizinki" der. Şaşıran geyler "nasıl olur bütün bebekler ağlarken bizim bebeğimiz gülüyor" hemşire
- "kıçındaki dereceyi çekeyim siz ozaman görün ağlamak nasıl oluyor."
Meraklı Deve
Genç deve annesine sormuş
-"Anne niye bizim ayaklarımız bu kadar büyük?"
Anne cevap vermiş:
-"Çölde kuma batmamak için."
Genç deve tekrar sormuş:
-"Peki kipiklerimiz niye bu kadar gür.
Anne tekrar cevap vermiş:
-"Çölde kum fırtınalarında kum kaçmasın diye."
Merakı yatışmamış olan genç deve bir soru daha sormuş:
-"Bizim niye hörgüçlerimiz var."
Anne deve sabırla yanıtlamış :
-"Çölde çok uzun süre susuz idare edebilmek için suyu hörgüçlerimizde depolarız."
Sonunda dayanamayan genç deve sormuş :
-"Peki biz bu hayvanat bahçesinde ne işimiz var?"
Kırşehirli Muavin
Bir kamyonun şoförü Nevşehirli, muavini de Kırşehirli'ymiş. Bir gün kamyona 6 metre yüksekliğinde yük yükleyip yola çıkmışlar.
Bir süre sonra yüksekliği 5 metre olan bir köprüden geçeceklermiş.
Kırşehirli muavin sağa sola bakınmış, Nevşehirli şoföre "Trafik yok, geç ağbi" demiş.
Yolunacak Kaz
Cok soguk bir kis gunu padisah, tebdil'i kiyafet gezmeye karar vermis.Yanina basvezirini alip yola cikmis. Bir dere kenarinda calisan yasli bir adam gormusler.. Adam elindeki derileri suya sokup, doverek tabakliyormus. Padisah, ihtiyari selamlamis.
" Selamunaleykum ey pir'i fani..."
" Aleykumselam ey serdar'i cihan..." Padisah sormus.
" Altilarda ne yaptin ?"
" Altiya alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor..." Padisah gene sormus.
" Geceleri kalkmadin mi ?"
" Kalktik...Lakin, ellere yaradi..." Padisah gulmus.
" Bir kaz gondersem yolar misin ?"
" Hem de ciyaklatmadan..." Padisahla basvezir adamin yanindan ayrilip yola koyulmuslar. Padisah basvezire donmus.
" Ne konustugumuzu anladin mi ?"
" Hayir padisahim..." Padisah sinirlenmis.
" Bu aksama kadar ne konustugumuzu anlamazsan kelle ni alirim." Korkuya kapilan basvezir, padisahi saraya biraktiktan sonra telasla dere kenarina donmus. Bakmis adam hala orada calisiyor..
" Ne konustunuz siz padisahla..." Adam, basveziri soyle bir suzmus.
" Kusura bakma. Bedava soyleyemem. Ver bir yuz altin soyleyeyim.." Basvezir, yuz altin vermis.
" Sen padisahi, serdar'i cihan, diye selamladin. Nereden anladin padisah oldugunu.."
" Ben dericiyim. Onun sirtindaki kurku padisahtan baskasi giyemezdi.." Vezir kafasini kasimis.
" Peki, altilara alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor ne demek..." Adam, bu soruya cevap vermek icin de bir yuz altin daha almis.
" Padisah, alti aylik yaz doneminde calismadin mi ki, kis gunu calisiyorsun, diye sordu. Ben de, yalnizca alti ay yaz degil, alti ay da kis calismazsak, yemek bulamiyoruz dedim." Vezir bir soru daha sormus...
" Geceleri kalkmadin mi ne demek ?" Adam bir yuz altin daha almis. " Cocuklarin yok mu diye sordu..Var, ama hepsi kiz. Evlendiler, baskasina yaradilar, dedim..." Vezir gene kafasini sallamis.
" Bir de kaz gonderirsem dedi, o ne demek..." Adam gulmus.
" Onu da sen bul..."
Borsa
Köylünün biri eşşeğini satmaya karar vermiş.50 milyon fiyat biçmiş. Herkes itiraz etmiş bu yüksek fiyata. Derken başka bir
köylü razı olmuş ve satın almış. Satan köylünün akşam gözüne uyku girmemiş, demek ki var bir hikmeti de eşşeği satın aldı
demiş. Ertesi sabah sattığı kişiye gidip 75 milyon teklif etmiş. Tekrar satın aldığı eşşek bu sefer diğer köylüyü rahatsız
etmiş. Sabahı sabah edip ilk sahibine 125 milyon verip tekrar almış. Bu böyle devam etmiş.
-Birgün meydanda müthiş bir kalabalık bağıra bağıra bir eşşeğin etrafında toplanmışlar. Bir yabancının dikkatini çekmiş
ve eşşeğin fiyatını sormuş; 995 milyon cevabını alınca: Olur mu be! En fazla 20 milyon eder demiş. Bir Köylü hemen itiraz etmiş:
-Abi sen ne diyorsun!Var ya bu eşşek 1 Milyar direncini geçti mi 1.5 Milyara kadar yolu var...
Oscar
Atlas Okyanusu'nda giden geminin kaptanı gemide olan bütün herkesi güverteye çağırmış. Herkes gelince
-Size bir iyi bir kötü haberim var.
Önce hangisini söyliyeyim.
Herkes: "İyi" demiş.
-13 dalda oscar kazanacağız.
Yüzbaşı
Bir Astsubay'la bir gözü takma Yüzbaşı aynı bekar lojmanında birlikte kalıyorlardı.
Yüzbaşı her gece yatmadan takma gözünü çıkartır su dolu bir bardağa koyar sabah tekrar yerine takardı.
Sıcak bir Yaz akşamı gece yarısı Astsubay susadı,el yordamıyla sehpadaki bardağı kaptı bir dikişte yuvarladı oda ne..suyla birlikte gözüde yutmuştu.Astsubay farkına vardı ama artık iş işten geçmişti.
Ertasi gün sabah sporundan sonra Astsubay tuvalete gitme ihtiyacı duydu .Koşar adımla tuvate gitti pantolonunu sıyırdı başladı ıkınmaya fakat mümkün değildi bir türlü rahatlayamıyordu.Onun ıkınma sesini duyan tuvalet nöbetcisi er telaşlandı nazikçe kapıyı tıklattı..
-Komutanım yardımcı olayım..
Astsubay can havliyle kapıyı açtı,
-Bak oğlum şurada ne var bir türlü
s...çamıyorum deyip er'e doğru döndü.
Er eğilip bakar bakmaz hazırola geçti ve selam durdu.Bunu gören Astsubay sinirlendi,
- Ne selam durdun evladım diye bağırdı..
Asker yanıtladı;
-Nasıl selam durmayım Komutanım içeriden Yüzbaşım bakıyor......
Denize girmek yasak
Bir grup İngiliz, Amerikan ve Türk gemiyle yolculuk ediyorlarmış. Birden şiddetli bir fırtına kopmuş.
Geminin batacağını anlayan kaptan hemen yolculara koşup gemiyi boşaltmalarını istemiş. Fakat kimse buna inanmayarak
kendini denize atmayı kabul etmemiş. Bir süre sonra bütün yolcuların ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gören kaptan
hemen bir tayfasını çağırmış. "Git bir de sen dene onları gemiden atlamaya ikna etmeyi" demiş. Tayfa gitmiş ve kısa bir
süre sonra geri dönmüş. Kaptan merakla sormuş:
-Eee, noldu?
-Hepsi atladılar efendim.
Kaptan çok şaşırmış:
-Nasıl olur, daha demin kıllarını bile kıpırdatmamışlardı. Ne dedin onlara?
-Çok kolay. İngilizlere "Sizin gibi soylu insanlar batmak üzere olan bir gemide olmamalılar" dedim.
Amerikalılara deniz suyunun insan vücudu için çok faydalı olduğunu söyledim.
-Peki ya Türklere ne dedin?
-Onlara da "Denize girmek yasak! " dedim.
Çin İşkencesi
Adamın biri ormanda bir geziye çıkıyor ve kayboluyor. İki gün geçiyor. Adam düzlük bir yere geliyor. Bir bakıyor
büyük bir ev. Hemen koşüp kapıyı çalıor. Kapıyı yaşlı bir çinli açıyor.
-Amca ben tanrı misafiriyim. Ormanda kayboldum. İki gündür durumum şudur budur anlatıyor. Çinli de:
-Seni evime alırım ama bir şartla kızıma sarkmıyacaksın yoksa sana üç çin işkencesi uygularım diyor.
Zaten açlık ve susuzluktan kadın düşünecek hali olmayan adam hemen kabul ediyor. Eve giriyor dinleniyor
akşam yemekte kızı görüyor. Afet bir hatun. Gece herkes yattıktan sonra gizlice kızın odasına giriyor. İşini bitirdikten
sonra odasına dünüp uyuyor. Sabah karnında bi acıyla uyanıyor bir bakıyor karnında dev bir kaya. Üzerinde de bi kağıt:
- 1.çin işkencesi. Adam zar zor taşı kaldırıyo. Camdan dışari atıyor. Kaya aşağı düşerken adam kayaya bağlı bir
ipinde kayayla beraber aşağı gittiğini göruyor. Bi bakıyor ipin üzerinde bir kağıt:
- 2.çin işkencesi. Lan gene noluyor diye bakınırken ipin diğer ucunun sağ testisine bağlı olduğunu farkediyor.
Camdan asagi bakiyo. Cok yuksek. Simdi burdan asagi atlasak kolumuz bacagimiz kirilir ama tasagi kurtaririz diyo atliyo. Adam duserken, havada ucusan bi kagit goruyo. Adam yakaliyo kagidi, uzerinde bi yazi:
- 3.çin işkencesi (NOT: Obur tasaginida yatagin bacagina bagladim)
Çılgın moruk
Yaşlı bir amca parkta bir banka çökmüş etrafi seyrediyormuş....Derken
yanina bir delikanlı gelmiş ki saçları yeşil, kırmızı, turuncu, mavi, sarı
renk boyalı...
Adam çocuğa bakakalmış....çocuk da küstah bir sesle:
- "ne var moruk, sen hayatında hiç çılgınca birşey yapmadın mı" demiş.. Adam
gülümsemiş: "Yaptım.. bir seferinde çok sarhoştum ve bir papağanı
becermiştim.. şimdi de yoksa bu çocuk benim oğlummu diye merak
ediyorum..."
Tesadüf
Doktor muayene saatini sonuna doğru kapıyı açıp, salonda sohbet eden bir hanımla bir bey gördü. Buyurun ikiniz de dedi.
İkisi de muayene odasına girdiler, doktor:
-Soyunun, dedi.
Adam soyunmaya başladı, biraz tereddütten sonra kadın da kızara bozara ve sinirlenerek soyundu. Soyunmaları bittikten sonra doktor adama:
-Bayan hep böyle sinirli midir?
-Vallahi bilmem... Ben de ilk defa görüyorum kendisini.
İddia
51. piyade alayında yuzbaşı jack diye bir subay varmış. Bu alayda
bütün herkes bu yzb'dan illallah demiş. Çünkü her girdiği iddiayı
kazanıyormuş. Alay komutanı sonunda dayanamayıp yzb. jackin
tayini ni çıkarmayı başarmış. Ve bizim yzb. 61. piyade alayına
tayini çıkmış. 51. piyade alay komutanı, 61. piyade alay
komutanına telefon ederek yüzbaşı için 'aman bu adama dikkat
edin sakın kimseyle iddiaya girmesin. Aka kara der iddiayi yinede kazanır' diye uyarıda
bulunmuş.
61. piyade alay komutanı olurmu canım öyle şey diyip telefonu
kapatmış. Neyse bizim yzb. 61. piyade alayına gelmiş ve alay
komutanın karşına geçerek komutanım ben geldim' demiş.
Alay komutanı:
- Sen misin şu meşhur yzb. jack
derken, yzb. alay komutanına
- a a komutanım beni hatırladınız mı, demiş
- hayır hatırlamadım
- olurmu komutanım vietnam savaşında beraber mevzide idik siz
o zaman yarbaydınız bende daha teğmendim.
- yok canım ben o savaşa katılmadım
- aa komutanım ben adım gibi hatırlıyorum sizin kıçınıza şaraplen parçası gelmişti. Kesin onun yara izide
kalmıştır.
- olurmu canım sen manyakmısın ben ne o savaşa katıldım ne de
kıçımda şaraplen yarası var.
- komutanım 100$ iddiasina girerim ki sizin kıçınızda şaraplen
yarası var demiş ve 100$ iddiasına girilmiş. Alay komutanı indirmiş pantalonu ve yaranın olmadığını
göstermiş. yzb:
- ah komutanım çok özür dilerim. yanılmışım buyurun 100$ ınızı
demış ve 100$ i vermiş.
61. piyade alay komutanı sevine sevine 51. piyade alay komutanını
telefonla arayarak
- he he bu muydu her iddiayı kazanan adam.
- ne oldu ki
- iddiaya girdim ve kazandım
- sakin ona kıçımı gösterdim deme!
- nereden anladın kıçımı gösterdiğimi
- ulan senin allah belanı versin allah seni kahretsin o adam
senin kıçını görmek için bütün alayla iddiaya girmişti.
Kedi sütü iç
Çocuk peltekmiş. Öğretmeni tahtaya kaldırmış ve tahtadaki "kedi sütü iç" yazısını okumasını istemiş.
Çocuk "tedi tütü it" demiş. Öğretmen bağırmış ve doğru söyle demiş. Çocuk yine "tedi tütü it" demiş.
Öğretmen acaip sinirlenmiş ve çocuğu dövmüş ve "doğru oku dedim sana şunu" demiş.
Çocuğun artık canına tak etmiş ve ".natını .ttimin tediti ittene tu tütü" demiş.
Yeni Horoz
Yaşlı horoz,kümese yeni gelen ve hemen icraata başlayan genç horozun yanına yaklaşıp 'hoşgeldin' dedikten sonra;
-Biliyorum der,benim günlerim artık sayılı..Genç ve kuvvetli biri varken sahibimiz beni yaşatmaz..Senden,ölmeden önce son bir istekte bulunabilirmiyim.?..
Genç horoz,karşışında ezilip-büzülen yaşlı horoza acıma ve küçümsemeyle bakar;
- Neymiş o isteğin bakiimm?..
Yaşlı horoz,kümesin dip taraflarındaki tavuklardan birini göstererek, ağlamaklı bir ses tonuyla konuşmasına devam eder;
- Şu benim en çok sevdiğim tavuk..İzin ver de onu son bir kez s*keyim..
- Hayır..olmaz..
- O zaman bana son birşans ver..
- Neymiş o.?...
- Kümesin dışına çıkıp,şu ağaca kadar yarışalım.Kim kazanırsa tavuk onun olsun..Ama ben senden iki adım önde başlıyayım.Zira ben yaşlıyım..
Genç horoz bu teklifi kabul eder ve kümesten önce yaşlı horoz,ardındanda genç horoz fırlar...
Birden...GÜÜMM...diye bir silah sesi duyulur.Genç horoz kanlar içinde can verirken Silahı ateşleyen mal sahibi yanındaki arkadaşına döner;
- Ulan bu oğlancı çıkan onuncu horoz be..
Peri
3 erkek çocuğu olan bir ailenin bir de inekleri var ve ineklerini çok seviyorlar, herşeyleri canları,
ciğerleri o inek. Bir gün evin annesi ahıra gidip bakıyor ki inek ölmüs. O da hemen orda kriz geçirip
ölüyor. Sonra en büyük oğlan ahıra gidiyor, bakıyor ki inek de anne de ölmüş buda intahar etmek için
boğaz köprüsüne gidiyor. Tam atlayacak iken bir peri kızı geliyor. Oğlana benimle beş kere birlikte olursan
hem ineği hem de annenizi diriltirim diyor. Tabii büyük oğlan hemen tamam diyor. Gelgelelim iki diyor üç
diyor dördüncü de kalıyor... 5. yi yapamayıp kendini köprüden atıyor aşağı. Sonra ortanca oğlan
geliyor ahıra bir bakıyor ki anne ve inek ölmüq. Oda gidiyor köprüye. Peri kızı yine geliyor bu
sefer benimle on kez beraber olursan inegğide annenizi de abinizi de diriltirim diyor. Oğlan bir başlıyor
o da en son 8 e kadar gelebiliyor. O da kendini atıyor köprüden. En son da küçük oğlan geliyor ahıra bir
bakiyor ki anne ölmüş bu da gidiyor köprüye. Peri kızı geliyor yine... Bu seferde benimle 15 kere birlikte olursan
4 ünüde diriltirim diyor. Bunun üzerine küçük oğlan 18 olmazmı diyor peri kızı olur diyor. Oğlan
ya yirmi diyor tabbii o da olur diyor peri kızı.. Oğlan bu sefer 25 de olurmu diyor.. Tamam
deyince peri kızı, oğlan gözleri parlayarak:
- Bak sonra inek gibi ölmek yok ama..
Hadım
Eski bir devirde İngiliz, Fransız ve Türk arkadaşlar haremin camından içeriyi gözetlerken
yakalanmışlar. olayı öğrenen Padişah çok sinirlenerek hepsinin mesleğine göre hadım edilmesine
karar vermiş. İngilize mesleğini sormuşlar;
-Terziyim...
-Kesin makasla,
Fransıza sormuşlar;
-Oduncuyum...
-Kesin baltayla,
Bu sırada Türk gülmekten katılıyormuş. merakla sormuşlar;
-Ya neden gülüyorsun, biraz sonra hadım olacaksın...
-ben dondurmacıyım, yalaya yalaya nasıl bitireceksiniz onu merak ediyorum...
Ucuz Tedavi
Adamın biri işyerindeki kantinde arkadaşıyla yemek yerken
* Kolumun ağrısından ölüyorum, diye arkadaşına dert yanmış. Doktora
gitsem iyi olacak Arkadaşı da
* Yahu ne lüzum var demiş. İlerde köşedeki marketin çıkışında yeni
bir bilgisayarlı cihaz koydular. Üç otuz paraya bir jeton alıyorsun
kasadan,atıyorsun, yanında getirdiğin idrar örneğini açılan kapaktan içeri
atıyorsun, on saniye sonra neticeyi ve tedavi için yapman gerekenleri
öğreniyorsun demiş. Gördüğün gibi ucuz ve çabuk diye eklemiş.
Adam hemen bir kaba idrarını doldurup arkadaşının dediğini yapmış ve
Bilgisayar hemen yazılı olarak cevap vermiş:
* Kolunuzda bir cins eklem ağrısı olan Tenis elbo oluşmuş. Sıcak suya
koyun, ağır işlerden kaçının, iki hafta sonra düzelecektir demiş
Memnun biçimde eve dönen adam, bir yandan Bilgisayarın dediğini uygularken
bir yandan da muzurca fikirlere kapılıp bu akıllı cihazın nasıl
aldatılabileceğini düşünmeye başlamış. Ertesi gün olunca bir miktar
çeşme suyuna köpeğinden alınmış bir kılı koymuş, üstüne bir şekilde elde
ettiği karısının ve kızının idrar örneklerini eklemiş, tüm bu karışımın
üzerine bir de mastürbasyon yapıp doğru cihazın yanına varmış. Jetonu atıp kabı
makinaya vermiş, on saniye sonra cihazdan yazılı yanıt gelmiş.
1. Çeşme suyunuz çok kireçli. Bir filtre cihazı almayı düşünün
2. Köpeğinizde kene var. Eczaneden özel bir şampuan alıp köpeğinizi
yıkayın
3. Kızınız kokain bağımlısı. Bir psikiyatri kliniğine yatırın
4. Karınız hamile. Kız ikizler. Sizden değil. İyi bir avukat
bulun.
5. Kendinizi bu yolla tatmin etmeyi bırakmazsanız kolunuz iyileşmez
Ceset parası
II. Dünya Savaşı sırasında Rus orduları geri çeliyorlar. Ve Rus generali durumu kurtarmak için askerleri
teşvik etmeye karar vermiş. Her getirilen ölu Nazi için 10 ruble vaad etmiş. Askerler saldırdılar.
Çatışmadan sonra kimi 1 kimi 3 ceset getiriyorlar ve paralarını anında alıyorlar. Birara bir Yahudi
asker bir vagon sürükleyerek getirdi. Vagonun kapısını açtı, içerisi ceset doluydu. General bunu
görünce şaşırdı ve askeri kenara çekerek şöyle dedi :
-Asker, anlarsın ya bütçemiz zayıf, haydi ben sana 7.50 ruble ceset başı veriyim.
Asker : -Olmaz, dedi, Zaten bana geliş fiyatı 8.30 ruble
General
Komutan karargah garajına telefon açar:
Komutan: "Zırrr Zarrr..."
Er:"Aluuu"
Komutan: "Şu anda garajda kaç tane araç var?"
Er: "Şu anda ipne generalin jipinden başka bi moh yokh
Komutan:" Ulan sen kiminle konuştuğunu biliyor musun lan, ben generalim!
Er: Mosmor bir şekilde yaa öyle mi? Eee peki siz kiminle konuştuğunuzu biliyor musunuz?
Komutan: "Yooo..."
Er:"O zaman bay bay mına godumun generali! Çatt
Safari
Bir Amerikali ile Japon safari'ye çıkmışlar. Her ikisi de son teknolojik silahlarıda birbirlerine nazire yapmak için yanlarına almışlar. Derken uzakta bir aslan görünmüş....
Amerikalı lazer tüfeğini doğrultmuş ve aslana ateş etmiş. Ama karavana. Hemen Japon uydudan yönlendirmeli tüfeğini doğrultup ateş etmiş. Fakat o da karavana. Aslan bizimkileri farkedince üzerlerine doğru gelmeye başlamış. Amerikalı bir yudum viski içip acı sonu beklemeye başlamış. Japon hemen botlarını çıkarıp spor ayakkabılarını giymeye başlamış. Amerikalı sormuş :
-Ne o, aslandan hizlı mı koşacaksın ?
-Yoo, senden hızlı koşsam yeter.
Ekmek ve Ördek
Ördek bara girer ve barmen'e:
- ekmek var mı
- yok
- ekmek var mı
- yok
- ekmek var mı
- yok
- ekmek var mı
- yok dedik ya
- ekmek var mı
- eğer bir daha sorarsan seni duvara çivilerim
- çivi var mı
- yok
- ekmek var mı
Kamplumbağa
Ücra bir koyun ilkokuluna mufettiş geleceği haberi alınır. Bunu duyan tek sınıflı ilkokulun tek öğretmeni
panikler çünkü çocuklar 2. sınıfta olmalarına rağmen çok zor okumaktadırlar. Öğretmen mufettişin geleceği
gün sınıfta ufak bir konuşma yapar:
"Bakın çocuklar bugün okulumuza müfettiş gelecek. Muhtemelen de tahtaya birşeyler yazıp okumanızı
isteyecek. Müfettiş tahtaya birşey yazmaya başlarsa hemen bana bakın ben size ne yazdığını anlatırım,
siz de okumuş gibi yapıp söylersiniz."
Çocukların aklına yatmış bu tabii. Müfettiş gelmiş, kısa hoşbeşten sonra öğretmen çocuklardan birine
"Kalk bakalım" demiş "Su tahtaya yazdığımı oku" ve başlamış kocaman harflerle "kaplumbağa" yazmaya.
Bunu gören öğretmen müfettişe çaktırmadan çocuğa bir güzel anlatmış ne olduğunu tahtadakinin. Müfettiş:
"Oku bakalım oğlum ne yazıyor?"
Öğrenci:
"Tos-ba-ğa"
Enayi
Enayi Bir araştırmacı sabır ve dikkatle çalışarak iki fareye acıktıkları zaman burunları ile bir zile basmayı öğretti. Üç gün sonra bu farelerden biri diğerine şöyle diyordu: "Enayiyi amma alıştırdık yahu... Her zile basışımızda peynir veriyor"
Şempanze
Kadın bebeğiyle otobüse binerken otobüs şöförü kendini tutamayıp şöyle demiş:"- Aman tanrım ne kadar çirkin bir bebek..." Kadın sinirle biletini kutuya basmış, en arka tarafa geçmiş, bir adamın yanındaki boş yere oturmuş. Adam dönüş kadına;"- Özür dilerim. Acaba az önce şöförle aranızda ne geçti?"
Kadın:
- Büyük bir terbiyesizlik etti. Hakaret...
Adam:
- Bir kamu görevlisi insanlara hakaret edemez. Suç teşkil eder.
Kadın:
- Doğru. Gideyim de şunu bir azarlayayım.
- Merak etmeyin, ben maymununuza gözkulak olurum...
Öğrenci Yurdu
Üniversitede dönemin ilk gününde Rektör yeni gelenleri toplamış, üniversite kurallarını anlatırken
sıra yurt olayına gelmiş. Rektor demiş ki
"- Kız yurtları erkek öğrenciler için yasak bölge. Erkek yurtları da kız öğrenciler için.
Yasak bölgede yakalanan kişiye ilk seferinde 20 dolar ceza kesilecek.
İkinci yakalanışında 60 dolar, üçüncü yakalanışında da 180 dolar ceza kesilecek. Sorusu olan var mı?"
Arka taraftan bir erkek öğrenci sesi:
- Sezonluk bilet ne kadar?
Süpermen
İki adam New Yorktaki Empire State binasının tepesindeki barda oturuyorlarmış. Biri diğerine dönmüş:
- Biliyor musun geçen hafta şunu keşfettim; Bu binanın etrafında öyle kuvvetli rüzgarlar var ki, tepesinden atlıyorsun aşağı, 10. Kata kadar düşüyorsun, sonra rüzgar o kadar kuvvetleniyor ki seni döndürüp 10.Kat penceresinden içeri atıyor...Barmen bunu duyunca kafasını olumsuz bir şekilde sallamış. Öbür adam demiş ki:
- Yahu sen deli misin olacak şey değil şu dediğin..
- Yok kesinlikle oluyor denedim ben. İstersen şimdi göstereyim sana.
Ve adam kalkmış bardan, gitmiş pencereye, yallah atlamış aşağı. 10.Kata yakınlaşınca birdenbire pencereden içeri doğru kayıvermiş. Sonra da asansöre binip yukarı, bara çıkmış. Öbür adam demiş ki:
- Yahu gördüm ama bu bir sefer olacak bir şeydi bir daha olmaz
- Olur olur bir daha göstereyim bak...
Ve adam yine cumburlop aşağı atlamış. Yine 10. kat civarında rüzgar adamı pencereden içeri atıvermiş. Adam bara dönünce öteki adama deneyip görmesini söylemiş. Öbür adam:
- Haydi bakalım. Hakkaten işe yarıyor demek. Bir deneyeyim...Demiş ve pencereden aşağı atlamış. Direk aşağı uçarken 11. katı geçmiş, 10.kat, 9.kat, 8.kat derkent taakk diye kaldırıma yapışmış. Yukarıda barda barmen birinci adama dönmüş ve:
- Süpermen, içince eşşoğlueşşeğin teki oluyorsun...
Büyülü göl
Bir zenci ormanda yürüyormuş. Birden uzaktan gelen garip sesler işitmiş : "Çan Lin Wang, Wung Çon Li..."
Sesin geldiği yöne doğru yürümeye başlamış. Birkaç saniye sonra sesler yine duyulmuş :
"Po Mang Fu,Wong Ton Çi...".
Bu arada adam açık bir alana gelmiş, bir de bakmış ki mistik görünümlü bir göl var.
Az ötede de bir Çinli duruyor. Hemen yanına gitmiş ve bu tuhaf seslerin ne olduğunu sormuş.
"Haaa" demiş çinli, "Bu göl büyülü. Eğer bir taş sektirirsen sana atalarının isimlerini söylüyor.
Bak şimdi.." ve bir taş sektirmiş. Büyülü ses yine duyulmuş :
"Wu Lang Çing, Hung Wong Lu..."
Çinli Zenciye "Haydi sen de dene" demiş. Zenci bir taş almış ve sektirmiş ve ses duyulmuş:
- Şem Pan Ze
Kızıldereli
Nasa, 1966 yılı civarında aya gidecek Apollo astronotlarını eğitmek için kızılderili rezervasyonu sınırlarında bulunan ve ortamı ay yüzeyine çok benzeyen Tuba City e götürmüş. Astronotlar çalışmaya başlamış. Acayip görünümlü kamyonların arasında sadece 2 uzay giysili astronot görünüyormuş uzaktan. Yakınlarda da yaşlı bir Navajo çobanı ile oğlu koyun otlatıyormuş. E iki astronot dikkatlerini çekmiş izlemeye başlamışlar. Bu arada da bazı Nasa personeli onları farketmiş ve yanlarına gelmiş. Çoban ingilizce bilmediği için oğlu aracılığıyla o iki acaip adamın ne olduğunu sormuş. Nasa personeli de "O adamlar aya gidecek astronotlar, eğitim yapıyorlar" deyince Çoban çok heyecanlanmış ve astronotlarla aya bir mesaj yollaması mümkün mü diye sordurmuş oğluna. Nasa personeli bunun çok orijinal bir şey olacağını düşünüp bir koşu teyp getirmişler ve adamın mesajını Navajoca teybe kaydetmişler.
Mesaj kayıdı bitince Nasa personeli çocuktan babasının mesajını tercüme etmesini istemiş ama çocuk reddetmiş. Daha sonra Kızılderili rezervasyonunda birçok kişiye yanaşmışlar, her biri önce "Cık cık cık" demiş sonra da mesajı tercüme etmeyi reddetmiş.
Ama en sonunda eline para sıkıştırılınca bir genç yaşlı adamın mesajını tercüme etmiş:
- Bu heriflere dikkat edin, topraklarınızı çalmaya geldiler
Microsoft & General Motors
Bu gerçek bir olay. Geçmiş yıllardaki bir COMDEX bilişim fuarında Bill Gates Bilgisayar endüstrisi ile araba endüstrisini kıyaslarken "Eğer General Motors araba teknolojisini bilgisayar teknolojisi kadar geliişmiş tutsaydı, hepimiz 25 dolara satın alınabilen ve bir litre benzinle bin kilometre yapan arabalar kullanıyor olurduk" demesiyle başlamış. Bunun üzerine General Motors bir basın bildirgesi hazırlamış ve bu bildirge General Motorsdan bay Welch tarafından okunmuş.
Eğer General Motors teknolojiyi Microsoft gibi geliştirseydi şu karakteristiklerde arabalar kullanıyor olurduk:
- Yol çizgilerinin her boyanışında yeni araba almak zorunda kalırdınız
- Arabanız anayolda yoktan yere sık sık stop ederdi, siz de bunu doğal kabul eder, arabayı yeniden çalıştırır ve yolunuza devam ederdiniz
- Çoğu zaman manevra yaparken arabanız stop eder ve tekrar çalışmazdı ve siz de motoru yeniden taktırmak zorunda kalırdınız. Her nedense bunu da doğal kabul ederdiniz.
- Macintosh güneş enerjisiyle hareket eden, iki kat daha güvenilir, beş kat daha hızlı, iki kat daha kolay kullanılan bir araba yapardı, ama bu araba Microsoft tekelinden dolayı yolların ancak yüzde beşinde gidebilirdi.
- Yağ, Isı, Benzin ve Sinyal göstergelerinin yerini tek bir "Genel Araba Hatası" göstergesi alırdı
- Kaza anında Hava Yastığı açılmadan önce sorardı: "Emin misiniz?"
- Eğer yeni bir araba almaya gücünüz yetmezse arkadaşınızınkini ödünç alıp kopyalardınız
- Yeni bir araba aldığınızda çalışmaya başlaması için bir hafta boyunca ateşleme sistemi ayarlarıyla uğraşmanız gerekirdi
- Eğer bir kaza geçirseydiniz, nasıl olduğu hakkında en ufak bir fikriniz olamazdı
- Microsoft arabalarına koyacağı, ama diğer arabalarda çoktandır olan "Yeni" özelliklerle ilgili tantana yapardı
3 Zarf
Şirkette eski genel müdür kovulmuş, yeni bir genel müdür atanmıştı. Eski müdür görevi devrederken, yenisine tavsiyelerde bulundu ve 3 adet zarf verdi. Her biri numaralanmıştı. Eski müdür yenisine ileride her başı sıkıştığında bir zarfı açmasını söyledi. Ve yeni müdür işe başladı.
Altı ay işler yolunda gitti. Fakat sonra satışlar birdenbire düştü. Ne yapacağını bilemeyen yeni müdür, en sonunda 1. zarfı açtı. Zarfta şöyle yazıyordu:
- Kendinden önceki müdürü suçla...
Yeni müdür hemen bir basın toplantısı ayarladı ve sorunlar için kendinden önceki müdürün politikalarını suçladı. Basın ve borsa bu açıklamalara olumlu baktı, şirket hisseleri toparlandı, bu arada da satışlar düzeldi...
İşler bir süre daha yolunda gitti. Fakat sonra üretim sorunları çıktı. Önceki olaydan tecrübeli yeni müdür gecikmeden 2. zarfı açtı. zarfta şu yazıyordu:
- Şirketi yeniden organize et.
Yeni müdür reorganizasyonu uygulamaya koydu, sorun çözüldü.
Bir süre sonra işler yine bozuldu. Yeni müdür koşa koşa gitti ve 3. zarfı açtı:
- 3 zarf hazırla...
Ted Amca
Amerikada bir ilkokulda öğretmen çocuklara evde ders alınabilecek bir hikaye yaratmalarını, ertesi gün sınıfta okuyacaklarını söylemiş. Ertesi gün çocuklar hikayelerini anlatmaya başlamış. İlk sırada küçük Suzi varmış. Başlamış anlatmaya:
Bizim çiftliğimiz var. Bir gün babamla yumurtaları topladık, bir sepete koyduk. Arabayla giderken bir tümsekten geçtik, sepet devrildi ve yumurtaların hepsi kırıldı." Öğretmen
- Güzel. Peki bu hikayeden alınacak ders nedir?
- Bütün yumurtaları aynı sepete koyma.
- Aferim çok güzel. Lily sıra sende.
Küçük Lily tahtaya kalkmış ve anlatmaya başlamış:
- Bizim de bir çiftliğimiz var. Babam yumurtalardan civciv çıkması için onları kuluçka makinesine koyar geçen hafta 12 yumurta koydu. 12 civcivi olacağını sanıyordu, ama sadece 8inden civciv çıktı.
- Eveeet. Peki burdan alınacak ders nedir?
- Yumurtadan çıkmamış tavukları sayma
- Aferim bu da çok güzel. Billy, sıra sende
Küçük Billy tahtaya kalkmış ve anlatmaya başlamış:
- Amcam Ted Vietnam Savaşına katılmıştı. Bir gün helikopterle bir göreve giderken helikopter vurulmuş. Ted Amcam helikopter düşmeden elinde bir makinalı tüfek, bir kasatura ve bir şişe bira ile atlamayı başarmış. Paraşütüyle yere inerken yolda birayı içip bitirmiş. İnince mermisi bitene kadar makinalı tüfeğiyle 70 kişiyi haklamış. Sonra kasatura kırılana dek onunla 20 kişiyi halletmiş. Sonra da son 10 kişiyi de silahsız bitirmiş.
- Böyle korkunç bir hikayeden alınacak ne ders olabilir?
- İçerken Ted Amcama bulaşmayın...
Meslek
Birinci sınıfa başlayan çocuklara öğretmen, babalarının mesleklerini soruyordu :
-Söyle bakalım Tuna, baban ne iş yapıyor? Tuna :
-Otobüsleri kaldırıyor efendim, dedi. Bir sıra önde oturan bir çocuk yanındaki arkadaşına yavaşça sordu:
-Pekiyi anlayamadım, neymiş babası? Arkadaşı büyük bir saflıkla cevap verdi:
-Vinç miş, vinç!
İyilik
Okulda öğretmen çocuklardan hafta sonu bir iyilik yapıp gelmelerini ister..Sınıftada 3 afacan çocuk vardır..
Hafta başı gelince öğretmen sırayla herkese ne tür iyilikler yaptıklarını sormaya başlar..
Sıra bizim afacanlara gelmiştir..
Ali'ye sorar: Ali söyle bakalım sen nasıl bir iyilik yaptın..?
Ali övünerek: Hocam yaşlı bir bayanın karsiya geçmesine yardım ettim der.
Öğretmen: Aferin der..
Sıra Veli'ye gelir: Onada aynı soruyu sorar..
Veli'de: Hocam bende Ali'ye yardım ettim..Yaşlı bayanı karşıya geçirdik..
Öğretmen : Peki hala der..
Sıra Osman'a gelir.. Aynı soruyu onada sorar..
Osman'da: Hocam bende Ali ile Veli'ye yardım ettim, Yaşlı bayanı karşıya geçirdik..
Hoca biraz düşünür ve sorar:
-Neden üçünüzde aynı kişiye yardım ettiniz peki?
Çocuklar hep bir agizdan:
-Hocam, yaşlı kadın karşıya geçmek istemeyince üçümüz bile az geldik, ne diyonuz siz?
İmamların maçı
Trabzonlu imamlar kendi aralarında maç yaparlarmış ama ne hikmetse hep merkez imamlarının takımı maçı kaybedermiş. Bir gün merkezin hocalardan biri demiş ki:
-Böyle olmayacak. En iyisi biz Trabzonspor'lu Hami'ye rica edelim gelsin takımda oynasın.Soran olursa merkez camii imamı Hami Hoca deriz demiş.
Hami'den rica etmişler. Hami de kabul etmiş. Maç oynanmış ama merkezin imamları yine mağlup olmuşlar. Maç dönüşü merkez imamlarının arkadaşlarından biri sormuş:
-Hoca bu hafta kazandık değil mi?
-Malesef 2-1 yenildik
-Yapma ya nasıl olur Hami oynamadı mı?
-Oynadı ve bizim golümüzü de o attı
-Peki onların gollerini kim attı?
-Roberto Carlos Hocayla, Ronaldo Hoca
Cüceler
Cüce kız kardeşler evlenmeye kara verirler. İki cüce erkek kardeş bulup evlenirler.
Daha sonra balayına çıkarlar. Otelde odalar yanyanadır. Çiftlerden biri bir türlü beceremez.
Bu arada yan odadanda sürekli hop hop hooop hop diye sesler geldiğini duyar. Bu duruma çok sinirlenir.
Tekrar tekrar denerler ama yinede beceremezler. Sabah çiftler kahvaltıya oturduklarında, birtürlü
yapamayan çift diğer çifte; biz dün gece birşey yapamadık, sinirlendik uyuduk der.
Diğer çifette; siz yine uymuşsunuz biz yatağa bile çıkamadık der.
Hepsi eriyor
Deli , kahveye girdiğinde soluk soluğadır. Boş bir masaya oturup ocağa seslenir;
- Bana bir çay !
Çay gelir, şekerleri atıp karıştırır. Garsonadan yine şeker ister. Onları da atıp karıştırır, yeniden ister.
Garson;
- Sekiz şeker koydunuz çaya, der şaşkın şaşkın,
- Koydum ama , işte görüyürsun, hepsi eriyor
Posta
Bir fakir Kırşehirli paraya çok sıkışmış. Her türlü çareye başvurmuş, yardım eden olmamış.
Son çare olarak, 'Allah, sıkışan kuluna yardım eder' inancından hareketle, Allah'a mektup yazmaya karar vermiş.
'Cenab-ı Allah Yüksek Katına' diye başlamış ve 'Allah'ım ne olur bana bir yüz milyon lira gönder' diye bitirmiş.
Zarfın üzerine de 'Esirgeyip bağışlayan Yüce Allah' diye yazıp postaya vermiş.
Postacılar mektupları ayırırken, gitmesi mümkün olmayan adresi görünce açmışlar. Mektup sahibine acımışlar ve aralarında para toplayıp yardım etmeye karar vermişler. Ama, ancak 80 milyon lira toplayabilip, göndermişler.
Parayı alan Kırşehirli, hemen Allah'a bir mektup daha yazmış.
Postacılar, 'Allah' adresli iknici mektubu açmışlar.
Kırşehirli şöyle yazıyormuş:
'Allah'ım gönderdiğin parayı aldım, teşekkür ederim. Ama, bundan sonra para gönderirken, Meleklerinle gönder, hırsız postacılar gönderdiğiniz paranın 20 milyon lirasını çalmışlar.'
Fotoğraf
Resmi bir daireden, Kırşehirli birisinden 12 fotoğraf isterler. Kırşehirli, yanında 6 fotoğraf olduğunu
söyler. Görevli, 'Onları ver, arkadan 6 fotoğraf daha getir' der.
Bunun üzerine Kırşehirli, biraz sonra enseden çekilmiş 6 fotoğrafı, görevliye getirir.
Paraşütçü
Kırşehirli iki arkadaş askere gitmişler ikisi de paraşütçü olmuş. Belli bir eğitim gördükten
sonra paraşütle deneme yapıyorlarmış. İkisi de uçaktan atlamışlar. Ellerinde yüksekliği gösteren bir
alet varmış. Arkadaşlardan birisi alete bakarak sayıyormuş.'250,200,150,100,90,80,70,60,50,40,30,20
açmasak da olur. Geldik'
Muavin
Bir kamyonun şoförü Nevşehirli, muavini de Kırşehirli'ymiş. Bir gün kamyona 6 metre yüksekliğinde yük yükleyip yola çıkmışlar.
Bir süre sonra yüksekliği 5 metre olan bir köprünün altından geçeceklermiş.
Kırşehirli muavin sağa sola bakınmış, Nevşehirli şoföre 'Trafik polisi yok, geç ağbi' demiş
Ayakkabı
Bir Kırşehirli ayakkabı almak için mağazaya gitmiş. Denediği ve beğendiği ayakkabılardan birisinin ayağını sıktığını söylemiş. Mağaza sahibi de 'Bir hafta sonra açılır' demiş.
Kırşehirli, 'İyi o zaman, ben bir hafta sonra gelip alayım' demiş.
Kaplumbağalar
iskoçyada nesli tükenmekte olan dünyanın en uzun ömürlü hayvanlarından üç kaplumbağa nın canları sıkılmış ve ne yapacaklarını bilmiyorlarmış.
İçlerinden biri uzklardaki bir dağı gösterip.
-Hadi biralarımızı da alıp şu dağın zirvesinde piknik yapalım demiş.
-Güzel fikir diye almışlar yanlarına soğuk biralarını ve yiyeceklerini yola koyulmuşlar.dağın zirvezine ulaşmak tam
yirmi yılda olmuş.soluklandıktan sonra içlerinden biri,
-hadiyemeğimizi yiyip biralarımızı içelim. demiş sofra hazırlanmış ama o da ne?Biraları açmak için açacak getirmeyi unutmuşlar.kimin gideceğine kararverirken içlerinden yaşı küçük olan
-Ben giderim ama bir şartla kimse ben gelinceye kadar yemeklere dokunmayacak.demiş ve kabul edildikten sonra yola koyulmuş.aradan 20 yıl 30 yıl 40 yıl derken 50 yıl geçmiş hala gelen yok.
içlerinden en yaşlı olanı
-Ben artık yaşlandım izin verde bir parça ekmek yiyeyim demiş arkadaşıda tamam demiş ve
yaşlı kaplumbağa tam ağzına lokmasını götürüp ısırdığı esnada karşı taraftaki çalıların
arasında bir hışırtı duyulmuş ve birden en küçük kaplunbağa fırlamış ve
-Yalancılar. e vallahi gitmeyeceğim. demiş
İlk deneyim
Bir gün iki erkek kedi iki dişi kediden konuşuyorlarmış. Erkek kediler, dişi kedilere
-Akşam 11 de buluşup sevişelim demişler, dişi kediler de kabul etmişler. Bunu duyan bir yavru kedi de
- Abilerim beni de götürün; sevişmek konusunda hala hiçbir şey bilmiyorum demiş. Erkek kedilerde
tamam gel demiş demişler ve buluşma yerine gitmişler, dişi kedileri beklemeye başlamışlar ama saat 11
olmuş yoklar, 12 olmuş dişi kediler ortada yok, 1 olmuş hala yoklar..
Sonunda yavru kedi dayanamamış ve
- Abi demiş ben biraz daha sevişirsem soğuktan ölecem demiş.
Sirk
Ruslar, Kırşehir'de gösteri yapmak için bir sirk getirmiş.
Sirk gösterilerinin başlamasına kısa bir zaman kala maymun ölmüş. Yenisini getirmeleri mümkün
olmadığından, çare aramaya başlamışlar. Sonunda bir Kırşehirli'ye maymun kıyafeti giydirmeye karar
vermişler ve hiç konuşmaması için sıkı sıkı uyarmışlar.
Kırşehirli, kafesine geçip, hoplayıp zıplamaya, çocukların attıkları fıstıkları yemeye başlamış.
Kendisini o kadar kaptırmış ki, zıplarken, birden yandake aslan kafesine düşmüş. Can havliyle 'imdaaat'
diye bağırmaya başlamış. Aslan, Kırşehirli maymunun kulagına eğilip 'Çaktırma lan, sus. Ben de
Kırşehirli'yim' demiş.
Papağan yumurtası
Siverekli bir adam hayatında ilk defa İstanbul'a gider orada burada dolaşırken gözüne bir petshop ilişir
ve içeri girer.Pet shop'ta hayinda görmediği ve adını bile duymadığı renkli bir kuşa rastlar ve Pet shop
sahibine bunun ne olduğunu sorar..
Pet shop sahibi papağanı ve özellikleri anlatır, bizim siverekli bu kuşu almak istediğini ve köyüne götürüp
herkese göstermek istediğini söyler ve fiyatını sorar. Pet shop sahibi yüksek bir rakam söyleyince
siverekli okadar parası olmadığını ama kuşu gerçekten almak istediğini söyler.
Pet shop sahibi sivereklileri cok sevdiğini bu nedenle ona papağan yerine onun üç yumurtasını vereceğini
söyler..
Adam üç yumurtayı alıp köyüne sevinçle döner,aradan zaman geçer ve yumurtalardan bir serçe, bir kumru ve
bir guvercin çıkar..
Siverekli cok sinirlenip istanbul yolunu tutar..Pet shop'a çok sinirli girer ve o anda papağan geri zekalı
geri zekalı diye bağırır.. Buna dahada çok sinirlenen siverekli cevap verir belki ben geri zekalı
olabilirim ama bizim bütün köy de senin orospu olduğunu biliyor..
İşlem Hacmi
Yasli borsaci ile genc borsaci parkta sohbet ederek dolasiyorlar. Yasli, gence meslegin puf noktalarini
anlatiyor: - Bak evladim. Bu meslekte basarili olmak icin sadece firsatlari degerlendirmek yetmez. Zaman
zaman firsatlari da senin yaratman gerekir. Bunun icin surekli dikkatli olman gerekir. Uygun bir yorumla
hic umulmadik olaylar bile cok buyuk firsatlara donusebilir. Bak mesela su karsida gordugun taze kopek
pisligi sana sadece igrenc bir sey olarak geliyordur. Ama ben eger 'su pislikten bir lokma agzina
atarsan sana 1 milyar lira veririm' dersem olay senin acindan nasil da buyuk bir firsata donusuverir
degil mi? Yapar misin?' Genc borsaci tabi efendim der. Parmagini pislige daldirir, bir lokma alir
yutar. Yasli borsaci cebinden bir milyari cikartir, gence verir. Bir sure yururler, genc dayanamaz
sorar: - Hocam, ben size ayni teklifte bulunsaydim kabul eder miydiniz.? Bakin ileride de baska bir
pislik var. Bir milyar karsiligi dener miydiniz? Yasli borsaci tabi ki der. O da bir lokma alip yutar.
Genc borsaci da cikartir, biraz once kazandigi 1 milyari iade eder. Bir sure sessiz sessiz yururler.
Genc yine dayanamaz sorar: - Hocam. Ne sizin cebinizdeki para miktari degisti. Ne de benim cebimdeki.
Soyler misiniz biz bu boku niye yedik ? Kurt borsaci cevap verir: - Oyle deme evladim. 2 milyarlik
islem hacmi yarattik!!!
Allah erkeği yarattı
Allah eşşeği yarattı ve ona dedi ki : Sen bir eşşeksin. Sabahtan akşama kadar yorulmadan çalışacaksın ve ağır yükleri sırtında taşıyacaksın. Ot yiyeceksin, az akıllı olacaksın ve 50 yıl yaşayacaksın.
Eşşek cevap verdi : 50 sene böyle bir hayat için çok çok fazla, lütfen bana 30 yıldan fazla verme ! Ve böyle oldu...
Sonra Allah köpeği yarattı ve ona dedi ki : Sen bir köpeksin. İnsanların mallarını koruyacaksın, onların en yakın dostu olacaksın. İnsanlardan geriye kalan artıkları yiyeceksin ve 25 yıl yaşayacaksın.
Köpek cevap verdi : Allahım, 25 yıl böyle yaşamak çok fazla. Bana 10 yıl ver yeter ! Ve böyle oldu...
Daha sonra Allah maymunu yarattı ve dedi ki : Sen bir maymunsun. Ağaçtan ağaca salınacak ve bir aptal gibi davranacaksın. İnsanları eğlendireceksin ve 20 yıl yaşayacaksın. Maymun cevap verdi : 20 sene dünyanın palyaçosu olarak yaşamak çok fazla. Bana 10 seneden fazla verme ! Ve böyle oldu...
En sonunda Allah erkeği yarattı ve ona dedi ki : Sen erkeksin, dünyada yaşayacak tek rasyonel düşünen canlı sen olacaksın. Diğer yaratılmışlara zekanı kullanarak hükmedeceksin. Dünyayı yöneteceksin ve 20 yıl yaşayacaksın. Erkek cevap verdi : Allahım erkek olmak için 20 yıl yetmez. Lütfen bana eşşekten artan 20 yılı, köpekten artan 15 yılı ve maymunun 10 yılını da ver...
Allah bunu kabul etti ve erkek 20 yıl erkek olarak yaşadı, sonra evlendi ve 20 sene eşek olarak sabahtan akşama kadar çalıştı ve ağır yükleri taşıdı. Sonra çocukları oldu ve 15 yıl köpek gibi yaşadı, evi korudu, aileden artanları yedi. Sonra ilerleyen yaşında 10 yıl maymun olarak yaşadı, aptal gibi davrandı ve torunlarını eğlendirdi.
Bugüne kadar böyle geldi...
Yine kardayız
Ücüncü Boğaz Köprüsü'nü Japon, Amerikan ve Türkler'den
oluşan bir konsorsiyum almış. Tam açılışın yapılacağı sırada
kurdela kesilirken köprü büyük bir gürültüyle yıkılmıs.
Japon; 'gitti bütün emeklerim, mahvoldu kumlarım' diyerek
harakiri yapmış. Amerikalı; 'gitti çeliklerim, tonlarca çelik yıkıldı' diyerek tabancasını çekip
intihar etmiş.
Tüm bunlari izleyen Türk müteahhit de derin bir 'Oh!'
çekerek yanındakilere dönmüş: '
'İyi ki çimento koymamışım, yoksa bunlar gibi
mahvolurdum'...'
Amerikan hastanesi
Bir USA Askeri Birliğinde açının yemekleri yüzünden
millet hemoroid olmuş. Tam 107 kişi yatak yorgan
yatıyormus. Bir gün Revire gezmeye gelen komutan her
askerin önüne duruyor ve soruyormuş:
- Merhaba asker , hastalığın nedir ?
- Merhaba komutanım , hemeroidim var
- Tedavi olarak ne yapıyorlar ?
- İlaçlı pamuk efendim.
- Bir arzun var mı asker ?
- Bir an evvel iyileşip tekrar vazifeme dönmek
istiyororum komutanım...
Komutan herkesin önünde durup aynı soruları sormuş ve
hep aynı cevapları alınca memnun olmuş. Sıra en son
sıradakı adama gelmiş. Ona da aynı soruları sormaya
başlamıs:
- Merhaba asker , hastalığın nedir ?
- Bademciklerimden rahatsızım efendim.
- Öyle mi ? Peki ne ilaç kullanıyorlar ?
- İlacli pamuk efendim.
- Güzel. Peki bir isteğin var mı evladım?
- Var, efendim. Mümkünse sıra bana gelince pamuğu
değiştirseler diyecektim de....
Dünyanın Sonu
Günün birinde Bill Clinton, Fidel Castro ve Bill Gates kendilerini tanrının yanında bulmuşlar.
Tanrı bunlara dönmüş " Sizi buraya çağırdım çünkü 2000 yılında kıyametin kopacağını cemaatlerinize
haber vermenizi istiyorum" demiş. Daha ne olduğunu anlayamadan bi de bakmışlar ki evlerindeler...
Clinton, hemen ülkenin bütün televizyonlarına haber vermiş ve canlı yayına çıkmış.
" Sayın vatandaşlarım, size bir iyi bir de kötü haberim var. İyi olanı,
In god we trust harbi harbi var. Yani bunca zaman boşuna inanmadınız.
Kötü olan ise 2000 yılında kıyamet kopacak...
" Kastro'da boş durmamış hemen insanlarının karşısına
geçmiş. " Yoldaşlar üzgünüm ama size iki kötü haberim var.
Birincisi, bunca zaman kendimizi kandırmısız, tanrı gerçekten de varmış!
İkincisi ise daha kötü, daha tanrıya inanamadan hepimiz öleceğiz, çünkü 2000 yılında kıyamet kopuyor.
" Bu arada Gates'de bütün kurmaylarını toplamış havadis veriyor. "Baylar size iki iyi haberim var.
Birincisi, tanrı beni dünyanın en önemli üç kişisinden biri olarak görüyor. İkincisi ise artık
"year2000" problemini çözmemize gerek kalmadı..."
Savaş Gemisi
Bir savaş gemisi karanlık ve sisli bir gecede yol alıyormuş. Derken kaptan köşkündeki komutan tam karşıda ve uzakta üzerlerine doğru gelen bir ışık farketmiş. Hemen karşı tarafa sinyal göndererek şu mesajı geçmiş:
-"Derhal rotanızı 30 derece doğuya çeviriniz" Karşıdan anında cevap gelmiş:
-"Sen rotanı 30 derece batıya çevir!" Komutan şaşırmış, biraz da sinirlenmiş, mesajı tekrarlamış:
-"Rotanı derhal 30 derece doğuya çevir, emrediyorum!" Karşıdan cevap:
-"Asıl sen rotanı 30 derece batıya çevireceksin!"
Komutan öfkeden küplere binmiş, bir mesaj daha yollamış.
-"Ben 30 yıllık kaptanım, sana son kez emrediyorum, rotanı 30 derece batıya çevir!"
-"Sen 30 senelik kaptansan ben de 20 senelik denizciyim, sen rotanı 30 derece doğuya çevir."
Komutan, o kadar sinirlenmiş ki, hemen mürettebata bütün topları ateşe hazır hale getirmelerini emretmiş ve son kez bir mesaj göndermiş: -"Burası bir savaş gemisi, derhal rotanı 30 derece batıya çevirmezsen ateşe başlayacağız."
-"Burası da bir deniz feneri.. Sen rotanı bir an önce 30 derece doğuya çevirmezsen birazdan kayalara çarpacaksın"
Dilenci
Adamın biri bir gün yolda giderken bir dilenciye rastlar. Dilenciye bir para verir ve al bununla bir
sigara alırsın der. Dilenci "beyim ben hiç sigara içmem" der. Bunun üzerine adam o zaman bir bira
içersin der. Dilenci "ben ağzıma içki koymam" der. Sen de o zaman bir altılı oynarsın. Dilenci "beyim
ben hiç kumarda oynamam" deyince adam o zaman al bu parayı ve bizim eve gel der. Dilenci neden olduğunu
sorar. Adam "Karım seni bir görsün içki ve sigara içmeyen, kumar oynamayan bir adamın hali ne oluyor."
Tampon
Üç mahkum cezaevi yolundadır. Herbirine, hapiste geçirecekleri günler için bir eşya getirilmesine
izin verilmiştir. Otobüste, biri diğerine döner ve sorar, "ee, sen ne getirdin ?", diğer mahkum bir
kutu boya çıkarır ve bunlarla herşeyi boyayabileceğini söyler ve diyer mahkuma sorar,
"sen ne getirdin ?". Oda, yanındaki kutuyu açar ve içinden iskambil kağıtlarını çıkarır.
"Bunlarla poker oynayabilir, fal bakabilir veya herhangi bir kart oyunu oynayabilirim" der.
Üçüncü mahkum köşede sessizce sırıtarak oturmaktadır. Diğer iki mahkum farkeder ve sorarlar,
"Sen niye kendinden eminsin o kadar, sen ne getirdin ?" Üçüncü mahkum bir kutu çıkarır ve gülerek
"bu tamponları getirdim," der. Diğer iki mahkumunda kafası karışmıştır, merakla sorarlar,
"Bunlarla ne yapabilirsin ki?" Üçüncü yine sırıtır ve kutuyu göstererek "Kutuda yazdığına göre,
bunlarla at sürebilir, yüzmeye gidebilir hatta paten kayabilirmişim"
Cehennem
Bıçkın ve aynı zamanda hovarda bir adam ölür ve cehenneme gider. Cehennemde birkaç gün kaldıktan
sonra cennet görevlisi melek gelir ve seni cennete götüreceğim der. Bizim bıçkın halinden memnun
görevli melekle cennetin yoluna koyulurlar. Cennetin kapısına yaklaştıklarında içeriden feryat figan
sesler duyar ve meleğe döner, - Sen beni cennete götürecektin der. Melek burası cennet deyince, içerideki
sesler nedir demiş, melek : - ha o sesler içerideki iyi insanlara kanat takılacak onun için sırtlarına
delik açılıyor demiş. Bizimki ürkmüş cennetin yolunda biraz daha ilerlemişler bu sefer geçenki seslerden
daha acı ve yoğun sesler gelmeye başlamış. Bıçkın yine sormuş; Şimdi neler oluyor, neden sesler daha acı?
Melek: - İyi insanların başlarına halka takılacak onun için başlarını deliyorlar. Bizimki iyice
korkmuş ve ben cehenneme gitmek istiyorum deyince melek iyi ama orada da sana
kuyruk takacaklar demiş. Bıçkın olsun olsun nasıl olsa onun deliği hazır demiş.
Abluka
Amerikada yaşayan ünlü bir mafya babasının karısı doğum yapacakmış. Hastaneye kaldırmışlar.
Tabii ilgi obiçim. Doktorlar, hemşireler etrafında pervane. Neyse doğumhaneye almışlar. Kadın
ikiz doğuracakmış. İlk çocuk gelmeye başlamış, çocuk kafasını çıkarınca etraftaki kalabalığı görür
görmez hemen bağırmış.
-Hey Joe, Ön kapıyı tutmuşlar, arka kapıdan kaçalım.
Kamuflaj
Askerde kamuflaj yarışması var... Herkes cuvallara giriyor,, komutan gelip tekme atıyor onlarda
hayvan sesleri çıkarıyorlar komutan onaylıyor... Birinci çuvala vuruyor.. Hav hav hav. Komutan
aferin diyor köpek çuvalı.... İkinci çuvala vuruyor, miyav miyav.. Komutan gene beğeniyor..
Böyle on onbeş çuval geziyor. Hepsi çok iyi taklit yapıyorlar... Enson çuvala vuruyor ses yok...
Daha sert vuruyor gene ses yok, tekme, tokat, tahta, tüfek, ses yok... Askerlere emir veriyor iyicene
tekmeleyin... Çuvaldan kan sızmaya başlıyor.. Beş dakika sonra da ince, bitkin bir ses: "Patateeeeeees, Patateeeeeees!!!"
Yorgunluk
Genç bir sanatçı adayı , kız doktoruna telefon açıp aldığı randevuya gelemiyeceğini söyledi.
Doktor sordu: "Neden çok mu hastasınız?"
-Yoo değilim. Yalnız bugün bir prodüktöre gidip bir rol istedim.
Sonra terzime gittim. Daha sonra ev sahibiyle kira meselesini tartıştık.
Kısacası doktor bey, bir defa daha soyunacak halim kalmadı!
Senfoni
Bir Türk Amerikaya ziyarete gezmeye gitmiş.Sokakta dolaşırken tuvaleti gelir. Koştura koştura umumi
bir tuvalet bulur.Kendini bir an önce içeri atmak ister fakat kapıdaki adam 25 cent ister.Bizimki sıkışa
sıkışa 25 cent i verir içeri dalar.Zart zurt sesli yaparken yandan "yavaş be adam" diye ses gelir meyerse
yandakide bir Türkmüş.İşini bitirip dışarı çıktıktan sonra yandakiyle karşılaşır ve lafı yapıştırır.
"Be adam 25 cent e mozartımı yoksa şopennimi dinleyeceğini sanıyordun" der.
Ekonomik kriz
İki otomobil galerisi sahibi dertleşmektedirler.
Bir ara biri:
-İşler öyle kötü ki,sorma. Şu sıralar en azından bir araba satamazsam, popomu satmak zorunda kalacağım.
Yanında oturan ve bu sözleri işiten sarışın dilberden özür diler. Bunun üzerine sarışın:
-Boş verin canım. Neler hissetiğinizi anlıyorum. Bizim işlerde kötü. Şu sıralar bende popomu
satmazsam, arabamı satmak zorunda kalacağım.
İşler
İki otomobil galerisi sahibi dertleşmektedirler.
Bir ara biri:
-İşler öyle kötü ki,sorma. Şu sıralar en azından bir araba satamazsam, popomu satmak zorunda kalacağım.
Yanında oturan ve bu sözleri işiten sarışın dilberden özür diler. Bunun üzerine sarışın:
-Boş verin canım. Neler hissetiğinizi anlıyorum. Bizim işlerde kötü. Şu sıralar bende popomu
satmazsam, arabamı satmak zorunda kalacağım.
Bisiklet
Birgün ali askerdeyken komutanın postacısıymış, o günlerde komutanının tayini çıkacakmış buda yeni tayin
yerini öğrenmeye gitmek için hazirlanırken aliyi yanına çağırmış. Bak Ali oğlum biliyorsun yengen hamile
bundan önceki çocuklarım hepsi kız eğer yengen doğum yaparsa oğlan olursa bana mektupta dersinki;
komutanım beklediğin bisikilet geldi yazarsın ben anlarım. Yoksa arkadaşlar erkek oğlum olduğunu
duyarlarsa ziyafet isterler tamammı deyip gider. Aradan zaman geçer yenge doğum yapar ama gene kız olur
Aliyi bir düşünce alır gider. Mektupta kamyonun geldi desem olmaz minübüsün geldi desem anlamaz tam o
anda aklına; komutanım beklediğin bisikilet geldi ama ponpasıyla çantası eksik geldi der.
Tahrik
Savcı, sanık sandalyesindeki yaşlı teyzeye sorar :
- Bize yaşınızı söyler misiniz?
- 86 yaşındayım
- Lütfen bize olay günü neler olduğunu anlatın
- O gün hava çok güzeldi ve ben parkta oturuyordum....derken o adam geldi
yanıma oturdu
- Onu tanıyor muydunuz?
- Hayır ama tatlı birine benziyordu
- Sonra ne oldu?
- Birden bacaklarımı okşamaya başladı...
- Ona engel oldunuz mu?
- Hayır
- Neden?
- Çünkü hoşuma gitti.. kocam 30 yıl önce öldüğünden beri kimse bana böyle
dokunmamıştı....
- Sonra ne oldu?
- Sonra göğüslerime dokundu....
- Engel oldunuz mu?
- Hayır
- Neden?
- Çünkü bana kendimi uzun zamandır ilk defa bir kadın gibi
hissettiriyordu...
- Sonra ne oldu??
- O kadar tahrik olmuştum ki bacaklarımı açtım ve "SEVİŞ BENİMLE HADİ SEVİŞ
BENİMLE!!!"diye bağırdım...
- Sizinle sevişti mi??
- HAYIR!! Ben öyle bağırınca o da birden "GÜLÜMSEYİİİN, KAMERA
ŞAKASIIII!!"diye bağırdı ben de onu vurdum !!!!!!!
Doğum Yeri
Adamın biri birgün trene binmiş ve karşısında çok hoş bir bayan görünce konuşmaya çalışmış ve sonunda:
- Hanımefendi size 1 milyon dolar versem şu eteğinizi 2 parmak yukarı kaldırır mısınız
Kadın: - Hayhay der daha sonra
- Size 2 milyon dolar daha verim, 2 parmak daha derken iş yukarı kadar çıkar, adam sonunda kadına
- Hanımefendi size 5 milyon dolar vereyim bana doğum yaptığınız yeri gösterin der ve
kadın kabul ederek şöyle der:
Bakın şu ağaçların arasındaki binanın 2 katındaki oda...
Köprü
Bir gun cennet ve cehenlemdekilerin canı sıkılmış cennettekiler ve cehenlemdekiler karşı karşıya
duruyolarmış. Birgün demişlerki cenlettekiler cehenleme kadar yarım köpru yapsın, cehennemdekilerde
cennete kadar yarım bir köpru yapsın hergün o köprüde konuşuruz demişler bakmışlarki cehenlemdekiler
bitirmiş cenlettekilerde daha bir tuğla bile koymamış eee neden yapmadınız demişler. Cennettekiler
cevap vermiş: Eee bözde hiç muteaahit yokki!
Beş Lira
Küçük çocuk yolun ortasında hüngür hüngür ağlıyordu...
Yaşlı bir hanım acıyarak sordu;
-Ne için ağlıyorsun evladım?
-Beş liramı yitirdim...
-Peki al sana beş lira.
Yaşlı hanım bir iki adım yürüdü.
Küçük çocuk yine ağlamaya başladı.
Hanım döndü:
-Peki şimdi neden ağlıyorsun?
-Nasıl ağlamam? O beş liramı yitirmeseydim
şimdi on liram olacaktı...
Değişim
Körfez Savaşı'ndan önceki yıllarda, Amerikalı bir bayan gazeteci,
kadınlarla erkeklerin toplumdaki yeri hakkında bir yazı dizisi hazırlamak
üzere Kuveyt'e gitmiş.. gözlemleri sırasında ilk dikkatini çeken, kadınların
kocalarının 5 adım gerisinden yürüdükleriymis...
Yıllar sonra aynı gazeteci tekrar bir yazı dizisi için Kuveyt'e gittiğinde
bu sefer bir de bakmış kadınlar önden gidiyor, kocaları 5 adım arkalarından
geliyor... bu işe çok şaşırmış, hemen bir kadına yaklaşıp sormuş:
"Bu gördüğüm inanılmaz bir gelişme... peki ama bu değişikliğin sebebi
nedir??"
Kuveyt'li kadın cevap vermiş:
"Mayınlar..."
Manyak
Yolcu gemisi okyanusta ıssız bir adanın yanından geçerken yolcular uzun
sakallı üstü başı yırtık sıska bir adamı farketmişler.. Adamcağız sahilde
oradan oraya koşuyor, çılgın gibi ellerini sallıyor, zıplıyor, bağırıp
çağırıyormuş.. Yolculardan biri
"- Kim bu kaptan?" diye sormuş..
"- Bilmem.." demiş Kaptan
"- Her sene buradan geçeriz, her seferinde de bu manyak böyle kafayı üşütür.."
Mustafa Abi
Bir gün köy ahalisi köy kahvesinde bir yandan haberleri izliyorlar
miş biryandan da pişpirik çeviriyorlarmış. İçlerinden biri (Mustafa Abi)
televizyonda Ecevit'i görmüs ve demiş:
- Ulan, başbakan oldu yüzümüze bakmıyo. Eskiden böylemiydi bea! Etrafımda dolanırdı! Hey bee,
zaman ne çabuk geçiyor... Tabii kahvedekiler merakla sormuslar:
- Mustafa Abi? Sen nereden tanıyorsun Başbakanı yahu?
Mustafa Abi istifini bozmadan cevap vermiş:
"-Ulan üniversite yillarında abilik ettim ona! Az ekmeğimi yemedi!!
Gel gör ki şimdi bizi unutmuş baksana!"
Kahvedeki ahali inanmamş tabii ki. Mustafa Abi'de inandıirmak için
demis ki:
- Gelin ulan! Meclisin önüne gidiyoruz. Çıkışta yakalayacağız
Ecevit'i. O zaman anlarsınız yalan mı değil mi??
Hepbirlikte T.B.M.M.'nin önüne giderler ve çıkışta Ecevit'i yakalarlar.
Ecevit hemen Mustafa Abi'nin elini öpmeye kalkışır ve der ki:
- Abim, Mustafa abim; kusura bakma başbakanlık bir dakika boş bırakılmıyor
ki! Kusuruma bakma abi.
Mustafa abi kahve ahalisine şöyle bir bakar ve ahalinin acayip şekilde
etkilendiğini görür. Başka birgün gene kahvede ahali ile TV seyreden Mustafa
Abi TV'de Süleyman Demirel'i görür ve der:
- Bu da öyle. Cumhurbaşkanı olunca kendini birşey zannetti. Hayırsız çıktı
bu da!!
- Hadi canım. Ecevit'i belki şans eseri tanıyorsun ama buna
inanmıyoruz!!, der.
Mustafa Abi hemen ahaliyi toplar ve Çankaya'ya gider. Mustafa Abi'yi gören Demirel hemen Ecevit gibi
Mustafa Abi'nin ellerine sarılır ve öpmeye kalkışır. Mustafa Abi buna izin vermez tabi. Demirel ekler:
- Abi Vallahi billahi kusura bakma. Uzun yıllardır göremiyordum seni. Tamda seni ziyarete gelecektim der.
Mustafa Abi tekrar ahaliye dönerek bir bakış atar ki artık ahalinin gözünde peygamber kadar
yükselmistir.
Yine birgün kahvede tv izlerken bu sefer tv ye Clinton çıkar. Mustafa Abi söze başlar ve der ki:
- Ulan ne çabuk unuttun o sefalet dolu günleri? Tabi zengin oldun, Amerika'nında başına geçince unuttun
bizi.. Hayırsız herif!!
Ahali bu kadarınında fazla olduğunu söyler ve diğerlerinin belki bir şans
eseri olabileceğine ama Clinton'u tanımasının imkansız olduğuna imece usülü karar verirler.
Mustafa Abi'nin tabii ki kafası atar ve bazı köylüleri alarak Beyaz Saray'a giderler. Kapidaki görevliye
Clinton ile görüşmek istediklerini söylerler.. Görevlide sadece bir kişinin girebileceğini söyler.
Köylüler düşünürler ve sadece Mustafa Abi'nin Clinton'u tanıdığını söyleyerek Mustafa Abi'nin
gitmesini isterler.
Güvenlik Mustafa Abi'yi iyice arayarak içeri sokar. Saatler geçer ama kapıdan kimse çıkmaz.
Köylüler sıkılır. Penceredende bakma olanakları olamadığı için ordan geçen uzun boylu birine sorma kararı
alırlar. Şans eseri orada o anda Michael JORDAN geçmektedir. İngilizce bilen bir köylü
Michael Jordan'a döner ve der ki:
- Ya Jordan Abi. Senin boyun uzun. Camdan içeri bakıp neler oluyo, kaç kişi var bi baksana...
Jordan camdan bakar ve cevap verir:
- Vallahi ne olduğunu bilmiyorum. İçerde 6 kişi var. Biri Mustafa Abi,
diğerlerini tanımıyorum.
Ekran Koruyucu
BILL GATES ölmüş ve tanrının huzuruna çıkmış. Tanrı
Sen iyi bir çocuksun Bill demiş, herkese yapmam ama
sana seçme hakkı verecegim, cenneti de cehennemi de gör,
hangisini istersen oraya git.?
Bill önce cehenneme gitmiş, deniz
kenarında, harika bir gün batımı yaşanmaktaymış, kızarmış köpükler
kumları yalıyor, hafif ılık rüzgarda palmiyelerin yaprakları nazlı
nazlı sallanıyormuş. Allah allah demiş Bill, Bize hiç böyle
anlatmamışlardı!? Sonra cennete gitmiş.Orası da fena değilmiş ama doğrusu
cehennemle kıyaslanmazmış. Cehennemi seçtim demiş tanrıya.
Güzel düşler kurarak kapıdan girdiginde tam da bildiği cehennemle karşılaşmış; kazanlar
kaynıyor, zebaniler ortalıkta dolaşıyor,alevler gökyüzünü kızıla boyuyormuş.
Aman demiş Bill, Hemen tanrıya çıkmam lazım ve soluk soluğa bağırmış;
Benim ilk gördügüm cehennem böyle değildi.? Tanrı gülmüş, çok geç artık Bill demiş, seçimini yaptın.
O ilk gördügün sadece ekran koruyucuydu...?
McGayver
McGyver markete gitmiş. Kasiyer kıza yaklaşıp,
"İyi günler, ben 6 metre dikenli tel, bir tane demir makası,
bolca zımpara kağıdı, bir de elektrikli testere istiyorum"
demiş.
Kasiyer kız şaşırmış:
"İ.. i. iyi ama onları burada bulamazsınız ki, burası küçücük
bir market, burada sebze meyve gibi şeyler vardır sadece..."
demiş.
McGyver 1-2 dakika düşünmüş, sonra kasiyer kıza dönmüş:
"Tamam, onlar da olur" demiş
SA
Sakip Sabanci Aga'ya bir gün demisler ki :
-Aga bu dünyada her sey senin için güllük gülistanlik. Nereye
baksak her tarafta senin sirketleri, fabrikalari görüyoruz, (MarSA, YünSa,
LasSA, ToyotaSA...). Burada işin iy. Ya diğer tarafta ne olacak, orada ne
yapacaksın, nasıl kurtulacaksın zebanilerden?.. Sakıp Aga gülmüş:
-Öte yanda da işimizi sağlama aldık
Bir tarafımızda İSA, diğer tarafımızda MuSA."
Servet
İki fakülte arkadayı yıllar sonra sokakta karşılaşır,
biri diğerini eve yemeğe davet eder...
- Oğlum bu ne ev böyle be, su salonun büyüklüğüne bak!
Nereden buldun bu kadar parayı birader? Duvarlarda
nadide tablolar...
- Gel göstereyim, gel şu pencerenin önüne... Şuradaki otoyolu görüyor musun?
- Evet.
- 20 milyon dolar tuttu, 25 milyon dolara fatura ettik, farkı cebe indirdik.
İki yil sonra iki arkadas yine karşılaşır...
- Gel bu sefer ben seni davet edeyim, bize gidelim...
- Yuh! Şuraya bak... Vay anam vay! Oğlum sen bizim eve saray diyordun bu ne
böyle. Bizimki bunun yanında müstemilat olmaz valla, saray asil burasi.
- Gel nasıl yaptığımı sana göstereyim, geç şu pencerenin önüne, bak şurada otoyolu görüyor musun?
- Hayır!
- İşte !!!
Beni Bekle
Anne ve babası ile uzun bir tartışmadan sonra bıyıkları yeni terleyen
delikanlı,
bavulunu toplamış..
"Sakın beni durdurmaya kalkmayın.. Ben heyecan istiyorum, Aşk
istiyorum..Coşku
istiyorum..Bol para, güzel kızlar istiyorum.. Bu evde bunların hiçbiri
mümkün
değil.."
Sonra kapıya doğru yürümüş..
"Dur" diye bağırmış, babası arkasından..
"Size söylemiştim, beni durdurmaya teşebbüs etmeyin diye geriye bağırmış
delikanlı.."
"Dur" diye yeniden bağırmış babası, oğlu bahçe kapısından çıkarken..
"Dur... Beni bekle.."
Önemli Neden
-Hayrola nereden?
-Be be ben mi? Rad rad radyodan geliyorum...
-Ne vardı radyoda?
-Spi spi spi spiker sı sı sı synavı vardı da...
-Eeee, ne oldu?
-Bı bı bı bırak yahu? Kı kı kıravat tak tak takmadık diye almadyılar.
Kamyon Şoförü
Bir kamyon şoförü 30 kişiyi ezerek öldürmüş. Mahkemeye çıkmış. Hakim sormuş,anlat bakalım nasıl oldu.
Şoför anlatmaya başlamış. Kamyonla yokuştan aşağı inerken arabamın fireni patladı benimde durmam için
sağa veya sola çarpmam gerekiyordu. Sağ tarafta küçük çocuk, soltarafta da 30 kişi vardı. Bende
sağ tarafa çarpmaya karar verdim demiş.Hakim de sinirlenerek sormuş. E o zaman nasıl 30 kişiyi ezdin.
Kamyon şoförüde: ben ne yapayım çocuk birden bire karşıya geçti demiş.
Başağrısı
Başı ağrıyan kızılderili reisi yanında iki çevirmeniyle birlikte eczaneye girer..Eczacının şaşkın
bakışları arasında şef UGGHH der..hemen şefin sağındaki çevirmen atlar "büyükşef bir adet ağrıkesici
istiyor"der.Eczacı gider ve getirir, sonra şef gene UGGHH der.Bu sefer soldaki çevirmen şefin bir adet
prezervatif istediğini söyler..Eczacı doğum kontrolünün kızılderileler arasında yaygınlaşmasına hem
şaşırır hemde sevinir..En kalitesinden bi prezervatifi getirip şefe uzatır..Şef kendinden emin elindeki
ağrıkesiciyi prezervatif içine koyar ve tereddüt dahi etmeden yutar ve UGHHH UGGH der..
Eczacı dayanamaz "ne yapıyosun sen kardeşim" deyince çevirmenlerin her ikisi birden gülerek
"BÜYÜK ŞEF BAŞAĞRISININ ..MINA KOYDU" derler....:))
4 Motorlu uçak
Amerikalı'lar 4 motorlu bir uçak yapmışlar ve arabistan çöllerinde uçurmak istemişler ,
yanlarına bir arap pilot almışlar ve uçmaya başlamışlar giderken bom diye bir ses gelmiş ve 1.
motor patlamış, göstergede no panik this is a amerikan teknoloji yazmış,biraz daha gitmişler tekrar
bom diye bir ses gelmiş ve 2. motorda patlamış,yine no panik this is a amerikan teknoloji yazmış,az
daha gitmişler tekrar bom diye bir ses gelmiş 3. ve 4. motorlarda patlamış yine no panik this is a
amerikan teknoloji yazmış ve pilot uçağı otomatik pilota bağlamış ve uçak yere inmiş.Araplar'da böyle
bir uçak yapmışlar ve amerikalı bir pilotla keşfe çıkmışlar giderlerken 1. motar patlamış no
panik this is a arabik teknik yazmış giderken 2.motorda patlamış ve yine no panik this is a arabik
teknik yazmış giderken 3. ve 4. motor da patlamış göstergede repeat after me eşhe düella ilahe illah
ve eşhe dü enne muhammeden abduhu versulühü yazmış.
Not
Arabasını park edip lokantaya giren adam, çıktğında arabasını
akordeona dönmüş bir halde bulur.Cam sileceğinin altında bir kağıtt
vardır. Kağıdı açtığında, şu satırlarla karşılaşır :
-Ön vitesle geri vitesi karıstırıp arabanıza sert bir şekilde
çarptım.
Arabanızda gördü?ünüz gibi çok büyük hasar var. Olayı gören kimseler
de şu an, ben bu satırları yazarken çevremde toplanmış bulunuyorlar
ve bu kağıda adımı ve adresimi yazdğımı sanıyorlar.Ne halin varsa
gör, o kadar enayi değilim!
İlk Aşk
Evliliklerinin ustunden henuz bir ay gecmistir.Mutlu koca genc ve guzel
karisina sarilir :
-Ilk ask ne kadar tatli, ne heyecanli degil mi?
Genc karisi yanitlar :
-Evet... ama seni tanidigima da memnunum...
Ameliyat yeri
Iki sevgili bir agacin golgesinde otururlar.Delikanlinin tatli sozleri
arasinda bir ara kiz sevgilisinin kulagina fisildar :
-Sevgilim sana apandist ameliyati oldugum yeri gostereyim.
Delikanlinin gozleri parlar.
-Goster canim goster.
Kiz eliyle uzak bir yeri gostererek :
-Bak su ilerde gorunen sari bina var ya, onun ucuncu kati....
Kuaför
Adam, lüks erkek kuaföründe oturmuş bir yandan sakal tıraşı yapılırken bir
yandan da elleri manikürlenmektedir.
Manikürü yapan sarışın fıstık adamın ilgisini çekmekte gecikmez,
"Güzelim, bu gece benimle çıkmaya ne dersin??"
Kız gülümser, "Özür dilerim ama ben evliyim."
"Boşversene" der adam, "Seninkine telefon et bu gece işin çıktığını
eve gelemeyeceğini söyle!"
"İstersen sen söyle, şu anda seni tıraş ediyor..."
Tarla
"Bir adamın çok büyük bir tarlasy varmış,tarlasyyla övünür ,hava
atarmış.Ancak bir gün tarlasyna geldiğinde onu çok kızdıran birşey görmüş
ki,Tarlasynyn ortasyna birisi bir yol yapmy?,oturup beklemeye başlamış ve
ilk geleni iyi bir döveceğim demiş.Biraz sonra eşeğin üzerinde bir adam
çıka gekmiş,mal sahibi adamy e?ekten indirip dövmeye başlamış,eşek
bayılana kadar dövmüş,daha sonrada adamy aynı şekilde bayılana kadar dövmüş.Olayı
uzaktan seyreden üçüncü bir şahıs sormuş ; neden ilk önce eşeği dövdün ?
adam cevap vermiş "ilk önce adamy dövseydim eşek kaçardı"
Golf
Bir cumartesi sabahi..
Iki genc kadin golf oynuyorlar.
Sarisin olani topu dikmis..
Sopayi oyle bir savurmus ki..
Top havada kursun gibi ucmus, obur delikte golf oynayan bir erkege o hizla
carpmis..
Kadinlar dehset icinde, erkegin iki elini bacaklarinin arasinda
kelepceleyip
iki buklum kaldigini gormusler.
Sarisin hizla oraya kosmus ve ozur dilemeye baslamis..
"Lutfen izin verin size yardim edeyim..
Ben bir fizik tedavi uzmaniyim ve eger izin verirseniz cektiginiz aciyi
azaltabilecegimi biliyorum."
"Yooo.. Yooo.. Gerek yok" diye inler gibi konusmus adam, elleri hala
bacaklarinin arasinda kelepceli..
"Onemli degil.. Birkac dakika icinde duzelirim merak etmeyin.."
Sarisin israr etmis.. Oyle israr etmis ki adam "Peki" demis sonunda..
Kadin cok yumusak hareketlerle adamin ellerini birbirinden ayirip iki yana
sarkitmis once.
Sonra adami cimlere uzatmis.
Pantolonun kemerini gevsetmis.. Elini iceri sokmus ve masaj yapmaya
baslamis..
Biraz sonra sormus..
"Simdi nasil hissediyorsunuz kendinizi.."
"Harika" demis adam.. "Harika hissediyorum..
Ama bas parmagim hala fena halde zonkluyor!.."
Patron ve Sekreter
Patron (adam) ve sekreteri (kadin) sehir disina yemege gitmek için
arabayla yola çikarlar.
Fakat araba yolda problem yaratir. Inip bakarlar tamir olacak gibi degil.
Burda kaldik diye söylenirler. Ilerde bir küçük ev görürler. Giderler ve
kapisinin açik oldugunu görürler. Araladiklari kapidan baktiklarinda
sanslarina bir de yatak olduguna sevinirler.
Adam,"sen yataga yatabilirsin, ben de uyku tulumuyla suraya kivrilirim"
der. Yatarlar.
Biraz sonra sekreter "ben üsüyorum" der. Adam uyku tulumunun fermuarini
açar, kalkar ve bir battaniye alip kadinin üzerine örter. Tekrar gider
uyku tulumunun içine girer. Fakat çok geçmez.
Kadin biraz da arzulu bir sesle "ama ben hala üsüyorum der". Adam yine
kalkar ve bir battaniye daha alip kadinin üzerini örter. Döner, uyku
tulumuna girip uyumaya çalisir.
Yine biraz sonra kadin arzulu bir sesle "ama ben isinamadim" der. Adam
tekrar kalkar. Bir battaniye daha alir ve kadini örter. Dönüp tekrar uyku
tulumunun içine girer.
Biraz sonra kadin daha arzulu bir sesle "ama ben üsüyorum ve bir türlü
isinamiyorum" der.
Adam "en iyisi biz seninle bu aksam evliymisik gibi davranalim, ne
dersin?" diye sorar.
Kadinin hosuna gider ve sevinçle "olur" der. Adam oldukça yükses tonda
bagirir:
"kalk ve su lanet battaniyeyi alip üzerini ört" der.
Slikon Madeni
Ogretmen sinifta madenleri ve ne kadar degerli
olduklarini anlatiyormus.
Dersin bitiminde çocuklara sormus:
"Kim hangi madene sahip olmak ister cocuklar?"
Önce David cevap vermis: "Platin, ogretmenim.
Onunla kendime bir Porsche alirdim."
Ardindan Mike cevaplamis: "Altin, ogretmenim.
Altinlarimla kendime sonmodel bir Cadillac alirdim."
En son Küçük Joe yanitlamis: "Silikon, ogretmenim. Ablamda iki tane var,
kapinin önündeki arabalari hayal bile edemezsiniz!..."
Vehbi Efendi
Bir gün padisah Vehbi Efendi'yi yanina çagirir ve: "Bana öyle bir siir yaz ki bir misrasini okuyunca
içimden seni öldürmek, bir sonrakini okuyunca ise ödüllendirmek gelsin" der.
Ve iste sonuç asagida:
* Azm-u hamam edelim, sürtüstürem ben sana, Kese ile sabunu, rahat etsin cism-u can.
* Lal-u sarap içurem ve islatip geçirem, Parmagina yüzügü, hatem-i zer drahsan.
* Egil egil sokayim, iki tutam az midir? Lale ile sümbülü kakülüne nevcivan.
* Diz çökerek önüne ilik ilik akitam, Bir gümüs ibrik ile destine ab-i revan.
* Salinarak giderken arkandan ben sokayim, Ard etegin beline, olmasin çamur aman.
* Kulaklarindan tutam, dibine kadar sokam, Sahtiyenden çizmeyi, olasin yola revan.
* Öyle bir sokayim ki, kalmasin disarda hiç, Düsmanin bagrina, hançerimi nagehan.
* Eger arzu edersen, ben agzina vereyim, Yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman.
* Herkese vermektesin, bir de bana versene, Avuç avuç altini, olsun kulun saduman.
* Sen her zaman gelesin, ben Vehbi'ye veresin, Esselamun aleyküm ve aleykümesselam.
Sümbülüzade Vehbi Efendi
İskoç'un Tarağı
Sokakta karşılaşan iki İskoçyalı, aralarında konuşuyorlardı:
- Üzgün görünüyorsun, Neyin var?
- Sorma? Canım çok sıkılıyor.
- Neden ?
- Tarağımın bir dişi kırıldı.
- Tarağın bir dişi kırıldı diye, insan bu kadar üzülür mü?
- Kırılan tarağın son dişiydi
Rolex
Avukat arabasını bürosunun önüne çekmişti inmek için kapıyı açtı tam o sırada arkadan hızla
gelen tır kapıyı aldı götürdü hemen kalabalık birikti ambulans polis ...vs polis avukata sordu
nasıl oldu avukat sinirli inecekken arkadan geldi kapıyı aldı götürdü eyvah o kadar para vermiştim.
Polis: peki beyfendi kolunuz nasıl koptu Avukat bagırarak eyvah rolexim rolexim
Herkes, Hiç kimse, Herhangibirisi, birisi
Öykünün kahramanları 'Herkes! 'herhangi biri' birisi ve Hiç kimse adlı dört kişidir
Ortada HERKESTEN yapması istenilen bir iş vardı.HERKES bu işi kesimlikle BİRİSİNİN yapacağına inanıyordu
HERHANGİ BİRİNİN yapabileceği bu işi nedense HİÇKİMSE üstüne almadı BİRİSSİ bu duruma çok üzüldü Çünkü yapılması gereken iş HERKESİN işiydi Fakat bıişi HERKESİN yapamayacağını HİÇKİMSE aklına getirmemişti HERKES ise konuya nasılolsa HEHANGİ BİRİ yapar gözüyle bakıyordu sonunda HEKES,HERHANGİ BİRİNİN yapabileceği fakat HİÇ KİMSSENİN yapamadağı bu işin suçunu BİRİSİnin omuzlarına yükledi
Enayi
Bir araştırmacı sabır ve dikkatle çalışarak iki fareye acıktıkları zaman burunları ile bir zile
basmayı öğretti.Üç gün sonra bu farelerden biri diğerine şöyle diyordu:
enayiyi amma alıştırdık yahu ....her zile basışımızda peynir veriyor.
Uyuşturucu
İki genc uyusturucu icerken yakalanmislar ve cuma gunu mahkemeye
cikarilmislar. Hakim - Bakin cocuklar daha cok gencsiniz size 2. bir sans
veriyorum. Hafta sonu elinizden geldigince insanlari uyusturucudan
vazgecirin pazartesi goruselim
Haftasonu gecmis..
Hakim - Eeee ne yaptiniz anlatin bakalim ..
1. genc - Ben 17 kisiye uyusturucuyu biraktirdim..
hakim - Cok guzel nasil yaptin?
1. genc - Iki daire cizdim.. ( O o ) seklinde ve 1. si uyusturucudan
onceki beyniniz 2. si ise uyusturudan sonraki beyniniz deyince inandilar..
Hakim - Guzel, inandirici..Serbestsin..ya sen?
2. genc - Ben 156 kisiye biraktirdim..
Hakim - Ho !?..Inanilmaz,nasil ?
2. Genc - Bende 2 daire cizdim.( o O ) seklinde.. 1. daire uyusturucudan
onceki kiciniz 2. si ise hapishaneden sonraki dedim..
Sadece Yağmur Yağdığında
Kadin kocasi isteyken sevgilisini eve cagiriyor, ikisi yatakta zevk
dolusaatler gecirirken birden kapi caliyor bi de bakiyolar KOCASI EVE
ERKEN GELMIIIIIS!!!... Kadin panik icinde: "Allahim bu nerden cikti
simdi!!!Cabuk al topla kiyafetlerini, camdan atla kaybol!!"
Adam pencereden asagi bir bakiyor: "Hayir atlayamam deli misin nasil
yagmur yagiyor gormuyor musun!!!"
Kadin deli gibi kosturuyor: "Kocam bizi burda yakalarsa ikimizi de
öldürür atlamak zorundasin hadi cabuk cabuk!!!!"
Boylece adam caresiz,kiyafetlerini kaptigi gibi camdan atliyor..
ayaga kalkip bir de etrafa bakiyor ki bir maratonun tam ortasina
dalmis....bozuntuya vermeden yariscilarla kosmaya baslamis.....tabi
cirilciplak ve pantolonu gomlegi elinde kosan bitek kendisi oldugu icin
dikkat cekiyor ...
Kosuculardan biri soruyor kendisine: "Siz hep ciplak mi kosarsiniz?"
"Ah evet evet...rüzgarin ciplak tenime degmesi kadar guzel bi duygu
yok"
"Ama ciplak kosarken de hep kiyafetlerinizi elinizde mi tasirsiniz?"
"Yaaa öyle...kosu bitince arabama biner giyinir eve giderim diye"
"Gercekten cok ilginc....peki kosarken hep prezervatif de takar
misiniz?"
"Aaa..seyy.. sadece yagmur yagdigi zaman..."
Tetikçi
Mafya babasi korumaya aldigi muesseselerden haraclari toplamak icin yeni
bir tetikci buldu. Sectigi adam sagir ve dilsizdi. Baba, yeni tetikcinin
polisin eline gecerse, fazla bir sey anlatmasinin mumkun olamayacagini dusunuyordu boylece.
Baba, bir gun odemelerin geciktigini fark etti ve tetikciye adamlarini gonderdi. Adamlarin sagir dilsizle anlasmalari mumkun
olmadi tabii. Bunun uzerine "Baba" sagir dilsizi odasina aldirtti. Bir de
isaret alfabesi bilen tercuman buldular.
Tercuman isaretle sordu:
"Paranerde?..
" Sagir dilsiz isaretle yanit verdi:
"Ne parasi.. Benim paradan haberim yok.. Neden bahsettiginizi anlamiyorum
." Tercuman tercume etti.
"Neden bahsettiginizi anlamiyormus..
" Baba 38'ligini koltuk altindan cekip sagir dilsizin beynine dayadi.
"Simdi sor bakalim, para nerde?.."
Tercuman isaretle sordu: "Para nerde?
." Sagir dilsiz isaretle yanit verdi:
"Central Park'ta, Bati 78'inci Caddeye acilan kapidan girince soldan ucuncu agacin
kovugunda 100 bin dolar var."
Baba ofkeyle gurledi:
"Ne dedi?.."
Tercuman yanitladi:
"Dediki hala neden bahsettiginizi anlamiyormus. Ayrica diyor
ki, o tetigi cekmeye de g..unuz yemezmis!.."
Kanca
Sahil kasabasindaki meyhaneye giren tek bacagi, tek
kolu ve tek gözü olmayan kara korsan müsterilerin
derhal dikkatini çekmis.
Tahta bacagini ileri dogru uzatip kanca kolunu
yanindaki iskemleye dayadiktan sonra içkisini
yudumlayan korsana meyhanedekiler biraz
hosbesten sonra merakla sormuslar:
- Bacagini nerede kaybettin?
- Preveze deniz savasinda...
- Ya kolunu?
- Düelloda...
- Peki ya gözüne ne oldu?
- Güvercin pisledi...
- Güvercin pislemesi gözü kör eder mi?
- Güvercin pisledigi gün koluma kancayi yeni taktirmistim
İskoç Yöntemi
İskoç gencin birisi, evlendigi günün ertesi Amerika'ya çalismaya gider. 2
sene sonra vatanından eline bir telgraf gelir:
"Karın öldü stop. Acele gel stop."
İskoç atlar ilk uçağa ve memleketine döner. Hanımının başucuna gider ve
başlar yakarmaya. Kiraz dudaklarına doyamadım, elma göğüslerine doyamadım
derken şehvete gelir ve ölü hanımını becerir. İş buya hanımı birden
canlanır
. Bir kaç gün daha memleketinde kalan iskoç tekrar Amerikaya
döner.
Aradan bir iki yil daha geçtikten sonra, eline bir telgraf daha
geçer:
"Amcanın oğlu öldü stop. Gelmene gerek yok stop. Bütün köy bir haftadır
uğraşıyoruz stop.
Doktor Çok Kızdı
Adam doktora gitmişti. Muayeneden sonra doktor :
-Sana suppozituvar yazıyorum. Akşamları uygularsın der.
Adam eve geldikten sonra karısına sorar.
-Suppozituvar ne demek?
-Ben nerden bileyim aç telefonu doktora sor.
Adam doktora telefonda suppozituvarın nasıl
kullanılacağını sorar.
Doktor yanıtlar.
-Rektal yoldan kullanacaksın.Ve telefonu kapatır. Adam
karısına döner ve :
-Rektal yol ne demek?
-Ayol delimisin ben nereden bileyim doktora sorsana.
Adam bu sefer de rektal yoldan kullanmak nedir diye
sorar.
Doktor yanıtlar.
-Anal yoldan uygulayacaksın. Adam yine anlamamıştır.
Tekrar sorar :
-Anal yol nedir? Doktor tekrar yanıtlar.
-Kıçına sok kardeşim. Ve telefonu kapatır. Adamın yüzü
buruştuğu için karısı sorar.
-Doktor ne dedi?
-Valla adamın ne dediğini anlamadğm ama çok kızdı
sanırım. İlacı kıçına sok dedi.
Yöneten Erkekler
Yeryüzündeki herkes ölür ve Tanrı'nın huzuruna çıkarlar... Tanrı der ki:
"Erkekler 2 sıra olsun, bir sırada karılari tarafından yönetilen
erkekler, diğer sırada karılarını yöneten erkekler..
ayrıca bütün
kadınları cennete aldım onlar meleklerle birlikte gidecekler şimdi..."
Böylece kadınlar gittikten sonra Tanrı erkeklerin karşısına geçer...
Bir bakar ki karıları tarafindan yönetilen erkeklerin sırası 100
km.uzun...ama karılarını yöneten erkeklerin sırasında sadece bir adam
duruyor... Tanr diğer sıradakilere çok kızar:
"Kendinizden utanın!! Sizi bu dünyada güç ve idarenin temsilcisi olarak
yarattım ve şuraya bak, hepiniz güçsüz karaktersiz 100 km.lik bir sürü
olmuşsunuz... bakın bir tek erkek kulum şu yan sırada tek başına gururla
dikiliyor...Ondan ders alın!!! Oğlum, sen anlat bunlara, sen ne yaptın da
"karılarını yöneten erkekler" sırasında bir tek sen oldun????"
Ve adam cevap verir:
"Bilmem... karım bana burda durmamı söyledi"
Siyanürlü Karpuz
Bir karpuz tarlası olan çiftçi, her aksam tarlasına çocuklariın dadandığını
ve birkaç karpuzun eksildiğini farketti. Epey düşündukten sonra, tarlaya
bir uyari levhasi koymaya karar verdi.
"Dikkat! Karpuzlardan birine siyanür enjekte edildi! "
Ertesi akşam karpuz yiyemeden kaçan cocukları keyifle izledi.
Bir hafta sonra, çiftci tarlasında geziyordu. Karpuzlarıniı kontrol ederek
eksik olmadığıı düşünürkenken gözü kendi levhasının yanına konan bir levhaya ilişti
"Şimdi o karpuzlardan iki tane var !"
Kravat istiyorum
Günün birinde bir adamın akşam patronla yemeği varmış. Adam takım giysisine
çok güzel ve görkemli bir kravat almak istiyormuş. Bir mağazaya
gitmiş.Yanına bir kadın yaklaşmış ve sormuş:
-Ne arzu etmitiniz efendim?
-Bir kravat alacaktım.
Kadın: -Bizde müşteriyi memnun etmek esastır kravatlarimiz 2. kattadır.
Adam 2. kata çıkmış. Adam kadına bir kravat istiyorum demiş ve kadın sormus:
-Kravatınız renkli mi olsun yoksa siyah beyaz mı?
Adam: -Renkli olsun, demiş.
kadın: -Bizde müşteriyi memnun etmek esastır lütfen bir kat yukarı çıkın, demiş.
Adam çıkmış. Kadına ben renkli bir kravat istiyorum demiş.
Kadın: -Kravatınız renkli ve üstünde çizgiler mi olsun yoksa renkli ve üstünde çiçekler mi demiş?
Adam : -Çiçekler olsun,demiş.
Kadın: -Bizde müşteriyi memnun etmek esastır lütfen bir kat yukarı çıkın,demiş.
Adam bi kat daha yukarı çıkmış.
Kadına: -Renkli ve desenleri çiçekli olan bir kravat istiyorum,demiş.
Kadın: -Kravatınızdaki çiçeklerin fonu koyu renk mi açık mı olsun ,demiş.
Adam: -Açık renk olsun,demiş.
Kadın: -Bizde müsteriyi memnun etmek esastır lütfen bi kat
yukarı çıkın,demiş.
Adam renkliydi, açıkdı,koyuydu, çizgiliydi, fonu
açıktı, maviydi, sarıydı derken 36. kata ulaşmış ve sinirli bir halde
istediği kravatın özelliklerini saymış.
Kadın: -Alacağınız kravat bu
giysinizin üstüne mi olacak yoksa başka bir giysinizin üstüne mi, diye
sormuş.
Adam: -Evdeki bir takımımın üstüne demiş.
Kadın: -Bizde müşteriyi
memnun etmek esastır,eğer vereceğimiz kravat takımınızın üstüne olmazsa bu
bizim disiplin kurallarımıza uymaz lütfen evdeki giysilerinizi getirin, demiş.
Adam sinirli bir halde asansöre doğru yürümüş ve o anda asansörün içinden yarı çıplak bir adam çikmış ve demiş ki:
-Bu popom bu da klozet kapağım lütfen verin artık şu tuvalet kağıdını!
Eleman Aranıyor
Bir şietin kapısında bir ilan asılmış şöyle yazıyor:
"Dakikada 70 kelime yazabilen, Bilgisayar bilen, Yabancı dili olan eleman aranıyor"
Bir köpek ordan geçerken bu ilanı görüyor..bir süre bakiyor; bakıyor,derken ağzıyla kağıdı yerinden söküp ofise
giriyor, doğru müdürün odasina...Ve müdürün karşısına geçip ağzında kağıtla ona öylece bakıyor... Adam bunu görünce kahkahayi basiyor....
- "Hahahahahahaaa ama ben bir köpeği işe alamam ki??"
- Ama köpek ısrarla kağıdı adama uzatıyor...Ve müdür sonunda diyor ki
- "peki o zaman sana bi mektup vericem bunu yaz bakalım"
Köpek kağıdı alıyor,bilgisayarın başına geçiyor, gayet güzel tıkır tıkır
mektubu yazıp bitiriyor...Müdür şok oluyor,ama bozuntuya vermeden bu sefer diyor ki:
- "Bak şöyle şöyle bir uygulamaya ihtiyacımız var, buna bir program yaz çalıştır bakalım.."
15 dakika sonra köpek bilgisayarda o problemi çözecek süper hızlı bir uygulama yaziyor, adam inceliyor ve dumur
oluyor....Artık söyleyeceği tek sey kalıyor:
-"Sen inanılmaz birşeysin!!! Ama yine de seni ise alamam...Ne yazik ki senin herşeyin mükemmel ama yabancı dilin yok"
Ve köpek cevabi yapistiriyor:
-"Miaaooooowwwwww"
Papağan
Kadının birinin canı sıkılır ve hayatında değişiklik olsun diye pet
shoptan bir hayvan almaya gider.Pet shopa gidince kedi,köpek ve bir
papağanın fiyatını sorar. Papağanın fiyatının cok ucuz olduğunu gören
kadın sorar:
''bu papağan neden bu kadar ucuz'' .Pet shopun sahibi
yanıtlar:
''bu papagan daha önce bir genelevde duruyordu, ağzı biraz
bozuktur, alanlarda ondan şikayetçi onun için fiyat ucuz.
''Kadın bu
fiyatı kaçırmak istemez ve bir papağan ne kadar kötu konuşabilir ki
diyerek alır evine götürür. Eve gelince kadın papağanın örtüsünü
kaldırır. Yeni ortamı gören papağan
''ooo yeni mekan, yeni patron ''
der.
Kadın bunlara gülüp geçer. Daha sonra evin iki kızı okuldan
gelir. Papağan bunları görerek
''ooo, yeni mekan yeni patron, yeni
kızlar'' der..
Tabii kızlar saşkin. Anneleri olayı anlatınca kızlar da
gülerler. Bu sırada evin babası gelir. Papagan yine acar ağzıni:
''yeni
mekan, yeni patron, yeni kızlar''
sonra evin babasına bakarak
''OOOO,
Mehmet abi hos geldin yaaa!!!
Gözbebeği
İngiltere'nin saygin kız kolejlerinden birinde biyoloji öğretmeni
öğrencilerden miss perkins'a "söyle bakalım, insan vucudunda uyarıldığında
normal büyüklüğünün altı katına ulaşan organ hangisidir?" Öğrenci yüzü
kızararak bana bu soruyu sorduğunuzdan ailemin haberi olacak demiş.
Öğretmen baska bir ögrenciye dönmüs ve sen söyle miss sarah demiş. Sarah
"los ışıkta gözbebegi" yanıtını vermiş. Öğretmen aferin dedikten sonra
miss perkins'a dönmüs ve sana üç sey söyleyeceğim demiş.
1- dersine hiç çalışmamışsın bundan ailenin haberi olacak
2-aklın fikrin sürekli kötü şeylerde.
3- ilerde çok büyük hayal kırıklığına uğrayacaksın...
Kanca
Sahil kasabasındaki meyhaneye giren tek bacağı, tek
kolu ve tek gözü olmayan kara korsan müşterilerin
derhal dikkatini çekmiş.
Tahta bacağını ileri doğru uzatıp kanca kolunu
yanındaki iskemleye dayadıktan sonra içkisini
yudumlayan korsana meyhanedekiler biraz
hoşbeşten sonra merakla sormuslar:
- Bacağını nerede kaybettin?
- Preveze deniz savaşında...
- Ya kolunu?
- Düelloda...
- Peki ya gözüne ne oldu?
- Güvercin pisledi...
- Güvercin pislemesi gözü kör eder mi?
- Güvercin pislediği gün koluma kancayı yeni taktırmıştım
Başkasının Pantolonu
Öğretmen çocuğa sormuş,
'Oğlum elini pantalonun sağ
cebine attın ve bir 10 milyon
lira çıkarttın, sol cebinden de 5
milyon lira çıktı. Senin şimdi neyin var?
Öğretmen çocuğun '15 milyon liram var'
cevabını vermesini beklerken Çocuk cevap
vermiş
'Her halde üzerimde başka birinin
pantalonu var!'
Gaipten Gelen Ses
Koyboy colorado colunde atıyla yorgun argın giderken birden bire nereden
geldiği belli olmayan bir sesle irkilir.
- '' DUUR''
şasıran kovboy etrafına baksada kimseyi göremez. gaipten gelen bir sesdir
bu. az sonra tekrar aynı ses,
- '' ATINDAN İN VE KUREĞİNİ AL'' der.
şaşıran kovboy korku içinde emre itaat edip atından ıner ve kureğını
atının arka tarafında çekıp alır. bu arada etrafına bakmayı ıhmalde etmez
ama koca colde kimseler yoktur. az sonra o uğultu şeklindeki gürleyen ses
tekrar duyulur.
-'' SOLA DOĞRU YİRMİ ADIM AT''
kovboy aynen denileni yapar. yapar ama korkudan ne yapacağını
bılememektedırde. Adımları sayar ve durur. birazdan, o ses...
-'' ORAYI KAZ HEMEN''der
kovboy kazmaya basşar. Az sonra kureğıne bir şey takılır. biraz daha kazar
ve bir sandık görür...
-'' SANDIĞI ÇIKART ORADAN''
denileni yapar hemen
-'' AÇ ONU'' diye gürler o ses yine
kovboy sandığın kilidini kırar ve içini açar. oda ne içi, çil çil altın
dolu.
ne yapacağını şaşıran kovboy etrafına bakar bakar ama kimseyi göremez.
şaşkınlığını üzerinden atamadan o ses yine gürler,
-'' HEMEN ATINA BİN VE DOĞRU LAS VEGASA GİT'' der.
bir robot gibi emre itaat eder ve hemen sandığı atının arkasına bağlar ve
şaşkınlık içinde atını Las Vegas'a sürer.
Las Vegas'a geldiğinde o ses ...
-'' DUUUR VE SAĞDAKİ KUMARHANEYE GİR'' der
kovboy denileni yapar içeri girer . ve yine o ses
-'' RULET MASASINA GİT VE BÜTÜN ALTINLARI SİYAH 5'E OYNA'' der.
kovboy, parlayan gözlerle denileni yapar. masaya yaklaşır ve sandığı
herkesin şaşkın bakışları arasında siyah 5'e koyar.
rulet dönmeye başlar kovboy kendinden emin olmakla beraber birazda
heycanlıdır. top döner, döner,döner ve oda ne?
KIRMIZI 12 . Evet top kırmızı 12' de durur. sessizlik olur kovboy şaşkın
etrafına,sağa sola bakarken gürleyen ses....
-'' HASS..R BE'' der.....
Kırık Anten
Kaynana geline devamli söylenirmiş babanın evinden ne getirdin diye.
Gelin sonunda dayanamamış "daha ne getireyim"
gögüslerini göstermiş "kristal avize" demiş,
göbeğini göstermiş "6 metrekare bünyan halı" demiş
ekmek teknesini gösterip "renkli televizyon" demiş
sonra kaynanaya sormus :
"Oğlun ne getirdi, kırık bi anten, o da oynamazsan göstermez
Mars'ta Hayat Yok
Temel, marsa gidecek ilk astronottur.
10 milyar dolarlik muhtesem bir uzay gemisi ile giden Temel'den
dönüse dek haber alınamayacaktır.
10 yıl sonra geri döndügünde flaslar patlar herkes merakla
etrafını sarar:
"Marsta hayat var mı???"
Temel omuzlarını silker: "Yok ..."
Bilim adamları, basın ve tüm dünya hayal kırıklığı içindedir.
Temel'i uçağa bindirip Trabzona uğurlarlar.
Aksam evinde ailesi ile kendi dönüsünü seyreden Temel'in oglu
sorar:
"Baba hakkaten hayat yok muydu acaba?"
Temel yine omuzlarını silker: "Haçan saat 11 dedin miydu butün
tükkanlar kapanii! Sen puna hayat mi diisin?"
Hakan Şükür
Birkaç Fransız kantinde gevezelik ederken içlerinden biri sorar :
Bir gün Fatih Terim Rıdvan Dilmen'i Florya tesislerine cağırır ve :
-Benim oyuncularım seninkilerden akıllı, der. Bunun uzerine Rıdvan :
-Göster hadi, der.
Fatih :
-Hakan gel oğum, der. Hakan :
-Buyur hocam, der.
-Senin babanın oğlu olupta senin kardeşin olmayan kimdir?
-Tabiki benimdir hocam, der.
-Afferim doğru söylüyormuşsun, der Rıdvan. Fenerbahçe tesislerinde :
-Boliç gel evladım.
-Buyur hocam.
-Senin babanın oğlu olupta senin kardeşin olmayan kimdir?
-Valla bilmem kimdir hocam?
-Bak birde bana soruyor git iki kat antreman yap!!!
Boliç düşünür :
-Ulan hocayı kızdırdık bari Rüştü'den öğreniyim.
-Rüştü.
-Ne var.
-Senin babanın oğlu olupta senin kardeşin olmayan kimdir?
-Tabiki benim.
-Sağol.
Boliç koşarak Rıdvan'ın yanına gelir.
-Hocam hocam cevabı buldum.
-Nedir?
-Tabii ki Rüştü'dür hocam.
-Salak herif cevap Rüştü olur mu?
-E peki o zaman nedir?
-Tabiki Hakan Şükür'dür.
Gece Kursu
Birkaç Fransız kantinde gevezelik ederken içlerinden biri sorar :
-Gütenberg kim. Biliyormusunuz?
-Hayır, der ötekiler.
-Güzel, sizde benim gibi gece kurslarına gitseydiniz, Gütenberg'in basım makinasını bulan kişi olduğunu bilecektiniz.... Ya Panmentier'i?
-Hayır, der ötekiler.
-Güzel, sizde benim gibi gece kurslarına gitseydiniz, Panmentier'in patatesi bulan kişi olduğunu bilecektiniz.Eğer gece kurslarına gitmezseniz yaşam boyunca....
İşte ozaman, aralarında lehimci olanı öfkelenip patlar :
-Oldu, anlaştık! Gütenberg'i, Panmentier'i bilmiyoruz. Sen Totoche kim biliyormusun?
-Hayır!
-Peki öyle ise öğren! Totoche, sen gece kurslarına giderken karınla yatan adam!
Güle Güle
Adam bakmış, küçük oğlu Hz. İsa'nın resmi önünde dua ediyor.
-Tanrımın anneme, babama, büyük babama uzun ömür ver.Güle güle anneanne...
Bir anlam verememiº bu duaya...Ancak ertesi gün acı haber gelmiş.Anneanne sizlere ömür...
Ertesi hafta adam bakmış çocuk yine duada :
-Tanrım anneme babama uzun ömür ver. Gülegüle büyük baba...
Ertesi gün büyük baba mefta...
Bir hafta sonra adam bakmış küçük çocuk yine duada :
-Tanrım anneme uzun ömür ver. Güle güle baba...
Adam ertesi sabah bir hastaneye gitmip yatmış.Tetkikler, tahliller, kalp elektrosu, röntgen çekimleri...Sapasağlam.
Bakmış karısı iki gözü iki çeşme ağlıyor.
-Ne oldu hanım.
-Bizim postacı, demiş hanım. Ne iyi adamdı. Bugün haber aldım. Ölmüº!!!!
Trafik Cezası
İki polis otobanda arabayla yavaş yavaş giderlerken bir amcanın
eşeğiyle otobanının kenarından giderken görürler ve biraz dalga geçmek
için arabayı durdururlar.
Amcacığm senin bu yaptığın yasalara aykırı. Otobana eşekle girilmez. Bu yüzden ceza yazmamız gerekiyor. Cezayı
sana mı yazalım yoksa eşeğe mi? Amca düşünmüş ve bana yazın demiş.
Polisler bir daha sormuş ama yine aynı cevabı almışlar. Polisler cezanın neden
kendisine yazılmasını istediğini sorunca yaşlı amca;
"Ben bu eşeği ilerde
polis yapacağım. Sicilinin şimdiden bozuk olmasını istemem." demiş
Boynuzlar
Bi adamla kadın evlilermiş fakat çocukları olmuyormuş 15 sene sonra
kadın müjde kocacım hamileyim demiş bizimki çok sevinmiş ee kolay diil 15
seneden sonra baba olmak, fakat 8 ay sonra işyeri adamı yurtdışına
göndermiş adam çok üzülmüş doğumda karısının yanında olamayacağı için ama
eli mahkum gitmiş 4 ay sonra geldiğinde ne görsün çocuk zenci, karısına
sorunca kadın soğukkanlılıkla cevap vermiş.
Aslında çocuk normal doğdu fakat sonradan benim sütüm kesildiği için zenci bir
süt annesi buldum onun
sütünü içe içe böyle karardı demiş.
Adamda ben en iyisi anneme sorayım o
herşeyi bilir demiş annesine anlatmış. Anneside:
evet oğlum doğrudur sende
normal doğdun fakat sütün kesildiği için seni inek sütüyle besledim
şimdide boynuzların çıkıyor!
Reha Muhtar'ın konuğu
Reha Muhtar türkiyenin en yaşlı adamını stüdyosunda anahaber
bültenine çağırır.
Reha- Efendim bize başınızdan geçen güzel bir anınızı anlatırmısınız.
Adam- Bir gün köyde komşumuzun eşeği kayboldu. köyün gençleri olarak onu
aramaya gittik. Geri dönerken akşam olmuştu. Eşek gözümüze güzel
göründü...
(Reha Muhtar hemen keser)
Reha- öhö öhö burda olmaz efendim. Siz en iyisi bize başka bir anınızı
anlatın.
Adam- Bir gün muhtarın kızı kayboldu. köyün gençleri olarak onu aramaya
gittik. Geri dönerken akşam olmuştu. Kız gözümüze güzel göründü...
(Reha Muhtar hemen keser)
Reha- öhö öhö ayıp oluyor efendim. siz en iyisi güzel anılarınızı boşverin
başınızdan geçen kötü bir olayı anlatın bize.
Adam-BİR GÜN BEN KAYBOLDUM!
Temel'in Ataları
Temel bilim admıdır ve bir arkeoloijk uluslararası toplantıya
katılır. jopon bilim adamı kürsüye çıvar ve:
-Biz yaptığımız kazılarda 50 m ye kadarindik ve telefon tellerine
rastladık demekki bizim atalarımız telefon kullanıyorlarmış
temel:
-Bizde yaptığımız çalışmalarda 100
m ye kadar indik ve hiç bir şey bulamadık demekki bizim atalarımız da
telsiz tefon kullanıyorlarmış.
Eşşek Kaybolunca
Nasreddin Hoca'nın eşeği kaybolunca arkadaşları üzülmüş ve eşeği aramaya koyulmuştu.
Hoca ise bunların arasında:
"Allaha şükürler olsun", diye dolaşıyordu.
Arkadaşları dayanamadı:
"Hoca efendi biz üzülüyoruz ve eşeğini arıyoruz, sen ise şükürler olsun diye adeta seviniyorsun,
bu ne haldir." deyince:
Hoca: "Ben eşeğin kaybolmasını değil, eşeğin üzerinde ben olmadığıma şükrediyor seviniyorum,
yoksa dört gündür ben de yitik olacaktım.
Ramazan
Bayramın yaklaştığı günlerden birinde, iftar sırasında, misafirlerden biri:
"Keşke Ramazan senede iki gelse..." der.
Aynı sofrada misafir bulunan Bektaşi ise hemen şu cevabı verir:
"Madem bu kadar seversiniz, Ramazan gider gitmez neden Bayram edersiniz..."
Biletimi
Yırtıyor
Sinemaya girip, filmi seyretmek istiyodu. Gişeden biletini aldı.
Birkaç dakika sonra gelip bir tane daha aldı. Sonra bir bilet daha, bir daha...
Gişedeki görevli dayanamadı; "Karaborsa yapıyorsun galiba. Bu kaçıncı bilet alışın?"
Deli; "İçeride bir deli var." dedi.
"Tam kapıdan girince biletimi yırtıyor. Bende gelip yenisini almak zorunda kalıyorum!"
Dilinizi Çıkarın
Doktor şikayetirıi dinledikten sonra kıza dönmüş: "Soyunun!" demiş.
"Fakat doktor..." demiş kız, "Hasta olan ben değilim, annem..."
"Doktor anneye dönmüş:
"Dilinizi çıkarın bakayım hanımefendi..."".
İnanır mısınız?
Bir kadının yatak odasındaki gardrop bozuktur. Evin yanında bulunan istasyondan her tren geçişinde,
gardrobun kapağı açılmaktadır
"Bunun için bir gün bir marangoz çağırır. Marangozu yatak odasına götürür ve dolabı gösterir. O anda bir tren geçer ve gardrobun
kapağı kendiliğinden açılır.
Wilson Çivileri
Adamın birinin bir çivi fabrikası vardır ve reklam yaptırmak istiyordur.
Pazarlamacı bir arkadaşı ile konuşurken arkadaşı "Wilson Çivileri" diye bir reklam ayarlayabileceğini söyler.
"Bana bir hafta ver." der arkadaşı. "Sana bir kasetle
döneceğim." Bir hafta sonra pazarlama uzmanı Wilson'u görme
ye gelir. Kaseti videoya koyar ve çalıştırır.
"
Romalı bir asker, İsa'yı çarmıha çivilemekle meşgul, yüzünü kameraya çevirir ve "Wilson Çivileri kullanın, onlar her şeyi taşırlar!" der.
Wilson çılgına döner ve bağırır; "Senin problemin ne? Bunu asla TV'de göstermezler, sana ikinci bir şans veriyorum, ama kesinlikle Romalılar'ın İsa'yı çarmıha germesi gibi şeyler istemiyorum."
"İkinci hafta pazarlamacı elinde başka bir kasetle gelir. Yine kaseti videoya koyar ve çalıştırır.
Bu sefer kamera, Roma'nın dışından merkeze doğru yakınlaşır ve çarmıha gerili İsa'nın önünde durur. Romalı bir asker yukarı bakar ve "Wilson Çivileri... Her şeyi taşır!" der.
"Wilson kendini tutar bu sefer.
"Sen, beni anlamıyorsun, çarmıhta bir İsa istemiyorum. Sana son şans veriyorum ve bir hafta içinde yayınlanabilecek bir reklamla gelmeni istiyorum." der.
Bir hafta daha geçer.
"
"Wilson sabırsızca beklemektedir. Pazarlama uzmanı yeni kasetiyle gelir.
Saçları uzamış, çıplak bir adam nefes nefese koşmaktadır. Bir düzine Romalı asker de peşinden kovalamaktadır.
Tepenin başına gelirler ve askerlerden biri kameraya döner:
"Keşke Wilson Çivileri kullansaydık!"
Papaz
Papaz, iki metre ilerisinde duran zangoça sormuş:
"Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal şarabı?"
Zangoç'ta derin bir sessizlik... İyice köpürmüş Papaz:
"Sana soruyorum be adam! Duymuyor musun?" "Hayır, buradan hiçbir şey duyulmuyor efendim!"
Olacak şey mi! İki adım öteden beni duymuyorsun..."
Zangoç bıyık altından gülmüş;
"İsterseniz yer değiştirelim, anlarsınız..." Yer değiştirmişler.
Bu kez Zangoç seslenmiş:
"Kilise için toplanan yardımları kim iç ediyor?"
Papaz kendi kendine söylenmiş:
"Hakikaten yahu! Buradan hiçbir şey duyulmuyor."
Melez
Bir gün bir tavşan ormanda neşeyle yürüyormuş.
Derken karşısına tanımadığı bir
hayvan çıkmış. "Nesin sen?" diye sormuş tavşan. .
"Ben katırım. Annem eşşek, babam ise bir attır." demiş.
Tavşan "Hmm... hayli enteresan." diyerek yoluna devam etmiş. .
Derken yine tanımadığı bir hayvana rastlamış. .
"Peki sen nesin?" .
"Ben bir kurt köpeğiyim. Annem köpek, babam ise kurttur."
Tavşan yine "Enteresan..." diyerek ilerlemiş. .
Ancak bu sefer karşısına ne
idüğü belirsiz bir hayvan daha çıkmış. .
"Sen de kimsin?"
"Ben bir devekuşuyum." "Hassittir len..."
Limon Kalmadı
Karadetnizlinin biri bara girmiş. "Barmen bey, Limonsuz bir tekila lütfen" demiş.
Barmen: "Beyefendi, limonumuz kalmadı, kusura bakmayın. Portakalsız versek olur mu?"
Program
Başbakan Temel gazetecilere açıklıyor;
-Programımızı tamamlamak için dört yıl daha istiyoruz!
-Programınız nedir?
-Dört yıl daha görevde kalmak!
Savunma
Bir çift, göl kıyısına tatile gider...
Gölün bazı bölgelerinde balık avlamak yasaktır. Koca, yasak olmayan bölümlerde avlanarak, kadın da kitap okuyarak günlerini geçirmektedirler.
Bir gün adam balık avlamaktan gelir ve öğleden sonra kestirmek üzere odasına çekilir.
Kadının canı sıkılır ve botla gölde bir gezinti yapmaya karar verir.
Bu gezinti umduğu gibi gitmez ve botun hakimiyetini yitirir.
Bot, göl üzerinde serbestçe dolaşmaya başlar. Kadın da yapacak bir şey olmadığı icin çıkarıp kitabını okumaya başlar.
Derken devriyeye çıkmış olan deniz polisi kadını görür ve yanına yanaşır.
"Hanımefendi burada ne yapıyorsunuz?"
"Görmüyor musunuz, kitap okuyorum!"
"Ama bu bölgede balık avlamak yasaktır!"
"Zaten ben de balık avlamıyorum!"
"Ama gerekli bütün ekipmana sahipsiniz, sanırım sizi karakola götürüp ceza kesmem gerekiyor!"
"Eğer böyle bir şey yaparsanız, ben de sizin bana tecavüz ettiğinizi söylerim!"
"Size dokunmadım bile!.."
"Ama gerekli tüm ekipmana sahipsiniz, değil mi?"
Relativite
Bir adam, tanrının doğasını anlamak istiyormuş ve ona sormuş;
"Tanrım, bir milyon yıl senin için ne kadar bir süredir?"
Tanrı şöyle cevaplamış;
"Bir milyon yıl, benim için 1 dakika kadardır."
Adam sormaya devam etmiş;
"Peki tanrım, bir milyon dolar senin için ne kadardır?"
Tanrı cevaplamış;
"Bir milyon dolar benim için bir pennydir"
Adam dayanamamış;
"Tanrım bana bir penny verir misin? " demiş.
Tanrıdan şöyle bir cevap gelmiş;
"Bir dakika. "
Kulaklar
Bir hanımefendi, yıllık kontrol için doktora gitmiş. "Doktor..." demiş.
"Ben son derece sağlıklı bir kadınım. Bir tek kusurum var. Gaz kaçırıyorum. Durmadan gaz kaçırıyorum. Evde, işte, otobüste, asansörde, süper markette. Durmadan kaçırıyorum. Ama fazla da şikayetim yok. Kendime hiç sorun yapmıyorum bunu. Çünkü benim kaçırdığım gazın ne kokusu var, ne de sesi çıkıyor."
Doktor, bir hap yazmış kadının reçetesine. "Bu haplardan günde üç tane al, haftaya gel, gene beni gör." demiş.
Kadın, ertesi hafta hışımla girmiş doktorun muayenehanesine. "Doktor..." demiş. "Hey doktor... Geçen.` hafta verdiğin haplardan sonra, kaçırdığım gazlar leş gibi kokmaya başladı..."
Doktor, "Güzel..." demiş.
"Çok güzel... Sinüslerinizi tedavi ettik demek. Şimdi sıra geldi, kulâklarınız üzerinde çalışmaya..."
İki Deli
Akıl hastanesinden kaçan iki deli, karşıdan gelen bekçiyi görünce, iri gövdeli bir çınarın arkasına saklandılar.
Bekçi, onların ayak seslerini işitmişti. Sordu; "Kim o?"
İçlerinden biri kedi gibi miyavladı.
Bu başarılı miyavlamadan sonra bekçi yürüyüp gidiyordu ki delilerin ayakları altındaki yapraklar hışırdadı.
Bekçi geri dönüp yine seslendi: "Kim var orada?"
İkinci deli cevap verdi; " Bir kedi daha."
|
|
|
|
|
|
|
|